Işın Karaca

Işın Karaca


Senden önce, benden sonra ve mucizeler.....




2kadin.com >> Işın Karaca

Yeni bir zamana gözlerimi açtığım andan itibaren dünden kalan tüm acıları vede hüzünleri orada bırakmak üzere başlıyorum yeni güne; ya da öyleydi...

Insan çok mutlu iken bilmez acının sadece bir kapı ötede olduğunu ya da olabileceğini. Hep o mutlu anda kalmak isteriz. Unutmamak isteriz tenimizin gerçek özgürlüğünü. Hayatımızın en derin noktasına kadar işler sevinçlerimiz, herşey daha güzel geliyor baktığın mevkiden.

Peki o sevinç bizi terk edince neler oluyor ruhumuza? Hiç düşündün mü? İnsan hasta olur, bedenindeki yaraları kapatmak uzun çabalar ve uğraşlar gösterir. Ama ruh? Tek bir cümle ile düzelebiliyor. İyileşip herşeyi yaşamamış gibi sayıp devam edebiliyor.

Ne yazık ki sevinçlerimizden daha büyüktür hüzünlerimiz. Güzel bakmayı unutuyoruz. Dün bizi mutlu edenler bugün hüzüne boğabiliyor.

Sana güzel gelen herşeyi yavaş yavaş unutabildiğinin farkında mısın? O hüzün öyle bir duysal girdap ki, seni; sen istesen de istemesen de alıp götürüyor. Nerede nasıl, hangi durakta inmesi gerektiğini de bilemez. Başkaları için yaşamak buna deniyor sanıyorum. Kendimizle başbaşa kalmayı unutuyoruz.

Ben kendimi, hislerimi, yaşadıklarımı, yaşamak istediklermi anlatamamaktan yorulduğumu fark ettim bu aralar. Herkes payına düşeni yaşıyor, bu da benim en büyük dersim olsa gerek.

Peki aşkı nasıl tanımlıyoruz? Bizi bi yerden bi yere götüren o büyülü duyguyu hepimiz
aynı şekilde mı yaşıyoruz? Kimisi aynaya bakarken, aklına gelen sevgilisini, onunla yaşadıklarını hatırlayıp, ona ne kadar aşık olduğunu düşünür. Herkesin aşk tezi farklı yani. Benim bildiğim tek gerçek; Aşkın gerçeği aşk gittikten sonra çıkıyor ortaya.

Egoların kişisel savaşları, korkuların azapta olması, özbenliğimiz bizi terk ettiğinde, savurgan sözlerin bizi kontrol etmesine müsade ettiğimizi fark edip, gidenin aslında o değil, kendin olduğunu fark ettiğinde, aşkın ne kadar gerçek olduğunu anlıyoruz. Anlıyoruz çünkü unutmamaya başlıyoruz. Halbuki o güne kadar hep es geçmişiz. Unutmamak o anda bize lazım olanı değil halbuki, tekrar hatırlamak, hataları görmek, onları düzeltmek için çaba göstermek, aşk gerçekse bu savaşı hak ediyor.

Ya da belki büyüklerimizin dediği gibi yapıp, herşeyi zamana bırakmak lazım.

Peki zaman denilen kavram bu kadar önemli ise herşeyi hep uzun vadelere mı bırakmak lazım?Yarının ne garantisi var? O anda yaşadığım çöküşün bedeli böyle mı cezalandırılıyor? Halbuki ben hep yaşattığım acıyı yok etmek için çabaldım hayatım boyunca.Bunu asla şımarıklıkla değil, sadece karşı tarafı kırdığımın farkında olup yok etmek istedim bütün acıları. İçimizdeki kızgınlıklar bütün güzel duyguların önüne geçmesini istemediğim için savaştım hayatım boyunca.Güzel ve beni mutlu edip hayata bağlayan tüm duygular için
verdiğim bir savaş.Zaman sayaçlarına inanmama sebebim bu.

Einstein demiş ki;Kızgın bir tavaya parmağınızı bastığınızda, 1 dakika 1 saat gibi geçebilir. Ancak diyer yandan, müthiş bir afetle geçireceğiniz 1 saat, 1 dakika gibi gelebilir.

Zamanın tezi burada neyi anlatmaya çalışıyor bize? Peki yaralarımıza, acılarımıza ne kadar zaman basacağız?

Ve sonunda şunu anladım .....Yaşamı yönetilmesi gereken bir iş gibi değil, daha kendi halinde yaşamam lazım.

Yani hayat iki şekilde yaşanır: Ya hiç mucizeler yok gibi davranmalı, ya da herşey birer mucizeymiş gibi davranmak lazım. Ben ikinci seçeneğe inanmak istiyorum. Korkularımı bile bu mucizelerin gerçekliğine inanarak yendim. Gerçi o korkuların büyümesine de ben müsade etmiştim.

Ey beni hayatla tanıştıranlar, o kadın burada.Mucizelerin büyüsüne inanarak yaşıyorum her dakikayı. Buna ister inan ister inanma.Ben senin gerçek mucizelerine hep inandım..Şimdi sıra sende, lütfen artık o mucizeleri göster...


www.isinkaraca.com
isin@isinkaraca.com

44688
defa okundu
Önceki Sonraki
19 Ağustos, Cumartesi 2017