Sevdanur Işık

Sevdanur Işık

OkU`YoRuM & YaZı`YoRuM

12.12.2010 10:39:42

Saçlarımı yolamadığım için boyatıyorum!

2kadin.com >> Sevdanur Işık

Araştırmalara göre kadınlar genellikle, değişiklik istedikleri ya da görsel etkisi büyük olduğu için saçlarının seklini ya da rengini değiştiriyorlarmış.

Yalan külliyen yalan ! Araştırmacılar ne derse desin yalan vallahi... Kadınlar aslında kendi hayatlarındaki bazı şeyleri değiştirmek istiyorlar, bunu da yapamayınca kendilerini helak edip yiprancagini, kirilcagini dokulcegini bile bile saçlarının rengini degistiryorlar, farklı modeller deniyorlar... Yani istedikleri bir şey olmayınca çıldırıp `saçını basını yolmak` yerine sık sık saç rengini değiştirerek `saçını basını` yakiyolar

Yaşantılarında bir farklılık yaratamayınca hemen saldırıyorlar saçlarına... Sanırım alışverişle stres atmaya çalışan kadınlar azınlıkta kalıyor bu durum karsissinda...Nerden mi biliyorum çünkü bir yılda 7-8 kere farklı boya ve model uyguladım ve sonuç; değiştiremediğim yaşantımda olan saclarıma oldu... Kel kalma korkusu olmasa ki; olmadı değiştirmek isteğim ağır bastı, son bir renk daha deneyeceğim

Saç boyasını kullanan ilk medeniyet Mısır. Adaçayı kahvesi, kına kırmızısı ve papatya sarısını kullanmışlar. Orta Çağ''da daha çok siyah ve sarı renkli saçlar beğeniliyordu. Kırmızıyı, kötülüğün belirtisi olarak görüyorlardı. 16''ıncı Yüzyıl''da ise bu yargı değişti ve Queen Elizabeth''in kızıl saçları sayesinde bu renk yeniden beğenilmeye başlandı. Rönesans sırasında kadınlar siyah sülfür, şap ve bal karışımını saçlarına sürerek, altın rengini elde edene kadar güneşin altında otururlardı.

1800''lü yılların sonunda ise saç boyasında kimyasal ürünler kullanılmaya başlandı. Bakır, gümüş ve diğer metallerin kombinasyonu olan madeni tuzlar boya üretiminin ana maddesi oldu. 20''inci Yüzyıl''ın başlarında artistlerin saçlarını boyaması, halkın saç boyamaya bakış açısını değiştirdi ve bu yüzyılın ortalarına gelmeden her kadın için saçlarını boyamak doğal bir olay haline geldi.

ABD de yasamaya başlayalı bir şey öğrendim ki Hollywood filmlerindeki en gerçekçi sahne, saç kesme sahneleri. Filmlerde insanlar saçlarını ya kendileri kesiyor ya da ev halkından birine kestiriyor... Valla varsa buralarda bir yerde yetenekli bir kuaför, herhalde o da su anda Hollywood da ünlülere çalışıyordur... Yurdum kadını değerini bilsin oralardaki kuaför salonlarının... En ücra yerde bile vardır birkaç usta kuaför...

Su anda iyi bir kuaför salonunda, Türk kahvesini yudumlarken, saclarımı boyatmak isterdim. Renk paletinden renk seçerken ve hangi renk ojenin bu güne uygun olacağını düşünürken, bu basit konularla oyalanmayı, ağır sorumluluklardan uzaklaşırken keyif çatmayı nasıl da özlemişim.. Nerde?...Valla değerini bilin rahatınızın...İlaç gibi psikolog gibi yurdum kuaför salonları...

Web de saç boyamak kısmını search ettim; çıkan ilk sonuç
`Saç boyamak orucu bozarmı`?
Orucu bozarma bilemem ama benim saclarımı bayağı bozdu...

İkinci saç boyaması araması ve sonuç;
`Saç boyamak caiz mi`?
Aman tanrım yoksa ben bu dünyadan değil miyim?...
Üçüncü aramayı yapmadım tabii ki çünkü korktum...
Tahminim su;
`Ahrette saçlarımızı boyaya bilecek miyiz?


Erkeklerin saçını boyamasına gelince, e..e...biz onlardan pantolonu çalınca onlarda bizden saç boyasını çaldı tabii ki.

Saka bir tarafa erkekleri saçlarını boyamaya iten ağırlıklı iki neden öne çıkıyor:
Güçlü erkek imajını kaybetmemek ve kaç yaşında olursa olsun, karşı cins tarafından beğenilmek.

Tercih edilen renk ise koyu kahve ve siyah. Erkekler bu işlemi genellikle gizli yapıyor. "Saçını mı boyattın?" sorusunu onlara yöneltemiyorsunuz. Bazen eşi bile yıllar sonra keşfediyor!

Kadınlar, erkeklerin saçlarını boyamaları hususunda iki farklı görüşe sahip. Bir kısmı kendine bakan, dolayısıyla saçını boyatan bakımlı erkeği beğeniyor. Bir kısım kadın da saçını boyatan erkeğe kesin tavırlı. Saçını boyatan erkeğin kadınsı göründüğünü savunuyor. (Bunu pek gerçekçi bulmadım, çünkü bazı erkekler kadınsı görünmekten ziyade, boyalı saclarıyla komik görünüyorlar)

Saç boyamak güzelde acaba sağlığımızı nasıl etkiliyor? Simdi benim kafamı acayip bir soru meşgul ediyor. Acaba saç boyamak beyne zararlımı?
Hem sacımız uzun aklimiz kısa hem de beyin özürlü olmayalım sonra!..
Hemen tabii ki bir bilen olarak web e saldırdım.
ve su sonuç ağırlık kazandı.
Yapılan araştırmalarda saç boyasının kansere etkisi olduğu ortaya çıkmış.
ABD'deki Yale Üniversitesi'nde görevli uzmanlar tarafından 1988 ila 2003 yılları arasında yaklaşık 10 bin kişi üzerinde yürütülen araştırma, saç boyalarının kanser riskini önemli ölçüde artırdığını ortaya koymuş.
Yılda en az 9 kez saçlarını boyayan kadınların kronik lemfositik lösemiye yakalanma riskinin saçlarını hiç boyamayan kadınlara göre yüzde 60 daha yüksek olduğu belirlenmiş.

Önce panikledim, sonra dur ya dedim. Bu web de her yazana inanma (zaten inanmak istemiyorum çünkü boyadan vazgeçemem Başka başka kaynaklarda da doğruluğunu test et..Bu arada benden size tavsiye anında her okuduğunuza inanmayın...Bir haberin doğru olduğunu anlamak için en az 3-4 farklı kaynak tarayın.

Çünkü inanın bu gün zararlı olan yarin birden faydalı olabiliyor...Neticede okudum okudum su sonuca vardım dünyayı değiştiremiyorsan kendini değiştiremiyorsan, değişimi değiştiremiyorsan, sinirden hasta olacağına saçlarını değiştir...

Normal boyalar kanser yapıyor diye biraz daha farklı ücretlerle bitkisel sac boyaları kadınların hizmetine sunuldu...Tabii fiyat farkıyla...Bunlardan kullanabilirsiniz..Yok onlara da güvenmiyorum diye düşünüyorsanız, artık yapacak bir şey yok, alacaksınız sırt çantanızı, çıkacaksınız dağa tasa . Nerde doğal bir renklendirici varsa kına bitkisi, papatya gibi toplayıp saçınıza basınıza sürecek olanlarla idare edeceksiniz...
İlgilenenlere doğal saç boyalarından bir kaç örnek;

Kızıl saçlar için kına
Siyah saçlar için adaçayı
Sarı saçlar için papatya saç maskesi
Kahverengi saçlar için bir miktar soğan kabuğu
Ama size sunu söyleyeyim ne kadın ne de erkek öyle söylendiği gibi natürel hemcinsinden hoşlanmıyor. Natürel kadın, natürel erkek sevilmiyor. Hatta kadınlar kendilerini bile natürel olarak hayal edemiyorlar. Varsa imkanları sonuna kadar kullanıp çevresinde dikkat çeken biri olmak istiyor, varsa bir derdi kimse onu dinlemiyorsa derdini anlatamıyorsa imkanları ölçüsünde kendi üzerinde farklılık yaratıyor ve dünyaya böyle meydan okuyorlar.

Yani üniversiteli ve hamileyken bir protestoya katılabiliyor (Öğrenci protestosunda dayak yiyip düşük yapan kız çocuğu) , şişmanlayamayacak kadar kendine hakim ve bakımlıysa kıyafet değiştirip bir günlük şişman kadın olabiliyor. Ve bundan bir haber çıkarabiliyor (Ayşe Arman). Bir havali türkücüye senin dokunulmazlığın yok hatalıydın diyip kafa tutabiliyor (Balcicek Ilter), ve En nihayet, o güzel göründüğü anları herkes hatırlasın diye amansız hastalığında dostlarından uzak ölmeyi tercih ediyor (Ceyla Gölcüklü, Ailesine sabırlar diliyorum)...

Pek çok farklı kadın, birçok farklı sac rengi. Ama sari, ama siyah yada kahve, hangi renkte olursa olsun mademki hayati rengarenk yasamak istiyor kadın, varsın yasasın...
Saclarında gökkuşağının tüm renklerini tasısın. Sacındaki renklerle hayal gücünün sınırlarını zorlasın. Mademki, Alexsandre Vinet`in dediği gibi;

Ey hayat! ölüme şükret. Seni onun yüzünden seviyoruz. Bizde meydan okuyalım olumun karanlığına saclarımızdaki renklerle.
Mademki ölümün ününe geçilemez, o halde ne zaman gelirse gelsin, beni taptaze ışıltılı renkler arasında bulsun olum...

3084
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
24 Mayıs, Perşembe 2012