Yaşam
Magazin
Kültür Sanat
Kariyer
Koleksiyon
Alışveriş
Trend
Dekorasyon
Ayakkabı
Çanta
Aksesuar
Aşk
Cinsellik
Evlilik
Anne Çocuk
Psikoloji
Makyaj
Saç
Cilt Bakımı
Sağlık
Diyet
Egzersiz
Estetik
Burç Yorumları
Rüya Yorumları
2012 Yorumları
Burçlar ve Aşk
Burçlar ve Uyum
Çisel Onat
25.11.2008 14:16:34
Manyakmışım Ben!
2kadin.com >> Çisel Onat
Kelepçelerimden kurtuluyorum. Gözlerim açıldı. Kendi sesimi, içimde sürekli haykıran ve delirmek üzere olan beni daha iyi duyuyorum artık. Gitgide zaman benim tarafıma geçmeye başladı. Her gün bir sonrakinin aynısı gibi görünse de içimde bir bulantı var. Bir gün kendimi şöyle yakaladım. Beni buna uyandıran hayatıma yeni giren biri oldu. Yani benim hiçbir halime henüz alışmamış, tabiatımdan yana körleşmemiş olan, beni tanımaya, didik didik etmeye fazlasıyla meraklı biri…
Bana uzun zamandır mideme girmeyen alkolü ikram ettiğinde sanırım Nuri Alço etkisiyle gevşeyip, dökülüp, bir bir itiraflara, biyografimle başlayan derin bir konuşmaya girişeceğimi sanmıştı. Buna ihtiyacım vardı. Hem de çok! Olmadı. “Sana bir şey yapacağım” dedi. Takdir edersiniz ki sizin düşündüğünüz şeyi düşünmeme uygun bir ortamdı. Olmadı! Cinsel dürtülerinizi bir kenara atmanızı öneririm. Hikâye hiç de sizin sandığınız kadar iç açıcı değil. Yerinden kalkıp avuçlarını omuzlarıma geçirdi. Başparmaklarını da boynuma sapladı. “Ne hissediyorsun?” diye sordu. Canım acıyor dedim. Sonra kollarımı sıktı. Sonra da ellerimi açmamı söyledi. Ne hissediyorsun dedi yine. Ve yine hala boynum acıyor dedim. Hiçbir şey demeden yerine geçti. Ne yaptığını anlamadım. Sıradan konulardan konuşurken birden bana “kendini nasıl hissediyorsun” dedi. Açıkçası bu metafizik, biyolojik, psikolojik, vs –lojik durumlar beni gerçekten de sıkıyordu. Herkesin bir anda Reiki master, Yoga üstadı, meditasyon tanrısı falan olma merakı beni tüm bu ilgi alanlarına karşı oldukça ilgisiz kılmıştı çok uzun zamandır. Moda olan şeylere gıcıklığımın nedeni de buydu. Önyargı belki de, bilmiyorum. Sonra birden bana tek bir kelime bile etmeme fırsat vermeden cümleleri ardı ardına kurdu durdu.
“Yazdıklarını okuyorum, ara sıra gece yarısı bazı başlıklara yazdığın yorumları, birkaç saattir TV açık olmasına ama izlemememize rağmen sessizlik olduğunda arada ekrana bakıp gördüğün görüntülere verdiğin yorumları ve tepkileri de izliyorum. Ben daha 1. bardağı içerken senin ardı ardına içtiğin bardakları ve sana hiçbir etki etmeyişini de izliyorum. Ayrıca gözlerindeki ifadenin de ne kadar bıkkın ve öfke dolu olduğunun da farkındayım. Hatta şu an beni dinlerken suratındaki limon yemiş ifadeyi, anlamaya çalışan, aslında çok iyi anlayan ama karşımda bana ne ukalalık yapıyor bu adam diyen surat ifadeni de görüyorum. Sana dokunmamın amacını muhakkak yanlış anladığını da biliyorum. Omuzlarının, ellerinin ve aslında vücudunun üst kısmındaki gerginliğin farkında değilsin. Hiçbir şeyin uzmanı değilim. Sürekli kendini saklamaya çalışan bir üslupla konuşuyorsun, sürekli söylediğim her şeye sanki benimle kavga eder gibi cevaplar ya da yorumlar veriyorsun. Mesela sana uykun geldiyse yat dedim, ben uyumam ki diye direkt bir cevap verdin. Ya insan olduğunu unuttun ya da bana insomnia’yı oynuyorsun. Manyak mısın sen? Rahatlasana biraz. Derdin ne? Şu haline bak, omuzlarını sıkmışsın. Boynunla omuzların birleşik duruyor, ben görüyorum buradan sen nasıl farkında değilsin. Kramp girmiş, acı çekiyor gibisin. Manyak mısın sen? Rahatla biraz!” dedi. İşte o an o cümlelere cevap verememiş olmanın hırsıyla bir anda kendime geldim. Gerçekten de kendimi bir anda omuzlarımı kasmış ve tırnaklarımı da avuçlarıma geçirmiş şekilde buldum. Hakikaten de uzun zamandır kasık yaşamışım. Şu an aksi mi, hayır! Şu an yazarken bile omuzlarım boynumla bir. Dişlerimi sıkıyorum, ellerimi sıkıyorum, dizlerimi sıkıyorum, sürekli bir ayak sallama hali… Deliler gibiyim. Sustuklarım yüzünden.
Bugün bana manyak mısın diye soran arkadaşımdan aldığım cesaretle kusmayı denedim. Sabah, verdiğim siparişleri yaklaşık 8 aydır (taşındığım andan itibaren) sürekli eksik, yanlış, fazla ya da çoğunlukla geç getiren ve hatta unutan marketle başladım. Açıp ayların intikamını bir günde aldım. Ben 2 ekmek istiyorum, yan daireme geliyor benim ki unutuluyor. Ben un istiyorum bana yoğurt geliyor, 12.00’de sipariş veriyorum saat 15.00’de geliyor gibi gibi gibi… Nasıl bir delilik ki –asla sabır denemez buna- dayanmışım. Telefonda “dalga geçiyorsunuz benimle siz…” diye başlayan bir konuşma sonrasında omuzlarımı kontrol ettim, olması gereken yerlerindeydiler. Boynumdan ayrı! Evet ilk denemeydi, yüzüm biraz kızardı ama utangaçlıktan değil, sinirdendi. Dışa vurulabilen Sinir!
Sokağa çıktım. Minibüs… Adamlar nedense oturmayı ya beceremiyorlar ya da gerçekten benim gibi ezikler yüzünden fazla kabarmışlar. Bugüne kadar çok defa sıkıştım camla bir adamın bacağının arasında ama tık bile demedim. Manyak mıyım ben, rahatlasam ya! Bekledim, dua ettim bir büyükbaş gelip, bacaklarını açıp otursun yanıma diye. Vallahi de geldi, billahi de geldi. Daha doğrusu benden önce gelip oturmuştu. Ben de yanına oturmak zorundaydım. Ses etmeden sığmaya çalıştım önce… Sığamadım tabii yine! İşaret parmağımla adamın dizine iki kere tık tık yapıp “biraz çekerseniz olay çıkarmayacağım” dedim. Vallahi de billahi de dedim. Hahahahaha… Adamlar bacaklarını kısıp, kuyruklarını da bacak aralarına alıp oturabiliyorlarmış bunu yıllar sonra öğrendim, oh be! Omuzlarımı kontrol ettim, olması gereken yerlerindeydiler. İkinci denemem de başarılı oldu. Yüzüm de kızarmadı. Burnumu havaya kaldırıp camdan dışarı baktım ve oh be ne güzel bir gün dedim. Ohhhhhhhhh beeeeeeeeee!!! Adam ne mi düşündü benim için? Manyak mısınız siz? Rahatlasanıza biraz!
Ve başka bir gün, her zaman gidip bir şeyler gönderdiğim kargo şubesinde devam etti. Elimde bir paket, acil bir gönderi, kapıda araba beni bekliyor, trafik sıkışık, hemen göndermem gerekiyor ama her defasında en az beklediğim süre 15 dakika. En az!!! Sesimi çıkarmıyorum, içime kusuyorum her defasında, olay çıkmasın, bekleyeyim, ha baktılar ha bakacaklar, derken ömür geçiyormuş. Dışarıda bekleyen arabadaki arkadaşımın stresi benim üstümde, beklettim kızacak paniği benim üstümde, bu kadınlar, bu adamlar ne biçim iş yapıyor diye içimden söyleniyorum ama içimde kansere yaptığım yatırım benim üstümde… Her şey benim üstümde. Aylardır aynı sahneyi yaşayıp buna inatla dayanıyorum. Bu sefer yine sanki bu benim kaderimmiş gibi elemanlar değişmiş ama sistem hala aynı. Yine bekliyorum. Artık bu sefer 3. dakikada “hadi ama artık araba bekliyor dışarıda” diye bir şey çıktı ağzımdan. Arkadan beni orada görmeye alışkın bir eleman gelip bana “nasılsınız” dedi. Ah Kadersiz! “Valla hiç iyi değilim, ne zaman buraya gelsem sinirlerim bozuluyor. Kanser sebebim olacaksınız, şikayet edeceğim bu şubeyi” dedim. Arkada şube müdürü “hanımefendi” elinde telefon, mesajlaşmaya devam ediyor. Ben de artık kendimi iyice şımartarak, arkama döndüm ve kadına “hanımefendi iş arayın kendinize bir an önce” diyip çıktım şubeden. Arkamdan ne mi dediler, kadın eve gidince hırsını kocasından, çocuklarından mı aldı? Ne diyorsunuz siz ya, manyak mısınız, rahatlasanıza biraz! Oh beeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeeee!!! Omuzlarım mı? Yerli yerindeler!!!
Bunun gibi bir sürü şey oluyor her gün… Arka koltuğa yapışarak, ölüm korkusuyla gittiğim taksilerden, insanların üst üste savrulduğu otobüslerden, yolda üstüme yürüyen dengesizlerden, siparişimi yanlış getiren garsonlardan, işimi aksatan, yanlış yapan memurlardan, kısacası kanser riskime katkıda bulunan herkesten, her şeyden hırsımı çıkarmaya başladım. Aileme en çok bu yüzden kızıyorum. Bizi ar sahibi, alçakgönüllü, mahcubiyeti bilen, empati yapabilen çocuklar olarak yetiştirdiler. Bu ülkeye ” fazla doğru” çocuklar yetiştirdiler. Bu şekilde yaşanmıyor. Olanların, yutup sustuklarımın ağırlığı fazla geliyor artık. Kusmam lazım!
Doğama ters olsa da bir şekilde iklime ayak uyduramazsam savrulup giderim. İnsan gerçekten rahatlıyor. Öteki türlü susa susa, hayatın tadına varamıyorsun. Bundan böyle ya onlar kendilerini düzeltirler ya da ben doğrumu ortaya koyar üstlerine kocaman bir çarpı atar, oh be diyerek, omuzlarımı da boynumdan ayırarak yaşamaya devam ederim. Yeter be!
Manyakmışım ben! Rahatladım biraz! Oh be!
37028
defa okundu
Tweet
Issız Adam için dua
Manyakmışım Ben!
İlişemeyen İlişki Cadıları
Herkes gibi yaşamak...
Deli biyografi
Bir adamla köy evinde sarabande (2)
Bir adamla köy evinde sarabande (1)
Sevişmeyi göze aldım bak!
Dağınık oda...
Hadi Sevişelim Sevgilim (Bölüm 1)
Hadi Sevişelim Sevgilim (Bölüm 2)
Hadi Sevişelim Sevgilim (Bölüm 3)
Leylek Masalı
Kadın Modelleri (Bölüm 2)
Kadın Modelleri (Bölüm 1)
<< Önceki Yazı
Sonraki Yazı >>
AD
net Reklamları
Siz de reklam verin
24 Mayıs, Perşembe 2012
Demet Evgar
Deniz Akkaya
Victoria Secret'ten 14 Şubat'a Özel
Ece Gürsel
Yarı Farkında
Hey Sen!!!
Dilek Dallıağ
Mood'lar Arası Kadın
HOŞGELDİN DİYEBİLECEK MİSİNİZ?
Sevdanur Işık
OkU
`Yo
RuM
& YaZı`YoRuM
Ömrüme o kurşuni renkleri süremezsin...
Aret Vartanyan
Bin Yüz Bir İnsan
Seks Dediğin
Çiğdem Sonkurt
Çigdem' İN Gardrobu
Güneşe inat neon renkler!
Cengizhan Yeldan
Hayattan Gerçekler
Sağlıklı ilişki ne kadar kolay, yaşamasını bilene!
Cihan Aydeniz
b'
AŞK
a Şarkılar...
Zamanla eskirmiş insanlar, öyle diyorlar
Yeşim Coşkun
İllede Muhalefet
Vesikalık
Yasemin Şefik
Anladım Bozukluğu
CÜMLE ALEM AŞIK
Özlem Öztürk
Macera Kitabım
Hoşgeldin 37!
Hanife İçöz
Yemek Tarifleri
Tarcinli ve Muzlu Kek
Cengiz Altınsoy
Anlatamam Görmen Lazım
Sorular
Pınar Aktaş
Makyaj Sırlarım
Gelinin, telaşlıyım, kararsızım
Burcu Özder
Duygu Yumağı
Bu hikaye "Biz Olabilmek İçin" yazıldı
Yusuf Mahmutoğlu
Hayatla Öpüşmek...
Al-Git!
Alkım Uysal
Sessizce Haykırıyorum
Kim değerini bilmiyor
Banu Akman Şahin
Fesleğen
Öfke ve Başa Çıkma Yolları
Büşra Yılmaz
Med Cezir
İnsanoğlunun Aşk İle İmtihanı
Teoman Kumbaracıbaşı
acaipademler
Doğum, ilk dördün, denge, brunch, son dördün, batım...(1)
Gökçe İSPİ TURAN
Her çocuk zor büyür
Devrim Saltoğlu
Hep Aynı Mı Ne
Hande Mermer
Gelin geleceğinize birlikte ışık tutalım
Işın Karaca
Senden önce, benden sonra ve mucizeler.....
Diş Hekimi Dr. Yener Bardakçı
Diş eksikliği ve implant
Doç.Dr. Bülent Karadağ
Defne Joy Foster’in Ölümü
Yunus Günçe
kafamdaböceklervar
Dondurma olsun, kar yağsın
nursel calap
kadın kadına
bi kitap yazdım!
Burcu Altın
Hatırat
Hükümsüz !!!
Ebru Kılıç
Adı Negatif Etkisi Pozitif
Pelin Öztekin
Takma Kafana
Diş Hekimi Dr. Öykü Durmuşoğlu Kumral
Estetik Diş Hekimliği
Av Mevsimi'nde öpüşme sahnesi
30 yaş üstü kadınlar şanslı mı
KOÇ BURCU 28 Haziran 2011
İkizler Burcu 25 Şubat 2012
Terazi Burcu 22 Eylül 2011
Balık Burcu 2 Eylül 2011
Zeki kadın yatakta da mutlu
Aslan Burcu 27 Aralık 2011
Yay Burcu 24 Mayıs 2012
Onun da parfümü var!