Yeşim Coşkun

Yeşim Coşkun

İllede Muhalefet

02.09.2008 23:14:00

Kısa metrajlı bir film...

2kadin.com >> Yeşim Coşkun

Kısa metrajlı filmdim bu akşam…
Bir tren garında başladı ömrüm.
Sonra raylar üstünde ilk emeklemelerim, saçlarımın uzayıp,tırnaklarımın ojelendiği , ruju heyecanımdan taşırarak sürmelerim ve kırık topuklarıma aldanmadan yalpalaya yalpalaya yürümelerim…

Anlamıştım!
Ergenliğim tren vagonlarında geçmişti.
Babaannemi dinlerdim, anneannemi de. Eski topraklar makyaj malzemelerini ceviz ağacının oyuklarındaki kara lekelerini far niyetine kullanmaları ilk öğrendiklerimdi bu vagonda. Tren durunca eskitme ruhum ray boyunca uzanan ceviz ağaçlarının altına saklanır, bu kara lekelerle muhatap olurdu.
Ama aslında benim artık daha büyük bir sorunum vardı.
Solmuş bedenim,
Buruşmuş ellerim…

O trenin vagonuna binince ise genç tarafıma yeniden sarılırdım.
Dedim ya bir tren garında başladı ömrüm.
Ceviz ağaçlarını ise görmediğim sürece geç bıraktığım ayrılıklarımı özlerdim.
Az denecek kadarda kavuşmalarımı.

Değişirdim ben bu garda, sürekli değişirdim. O zaman da çığırından çıkmış oyunlarımın baş sahibesi senaristim, bir bakış atardı. Umursamazdım…
Bazen de garda banka oturmuş treni bekleyen yolcudan farksızdım.
Hiç anlamazdım.
Ayrılmaya mı gelmiştim?
Yoksa kavuşmaya mı?
İkisi de aynıydı aslında, ben hep farksızdım!

Canım tren garında jeton satan görevli olmak isterdi. Senaristimin duvarlarına çarpmaktan yılmazdım. Kavgalar ederdim…
Seti terk eden ben olmadım hiç! Sahi bir oyuncuydum. Oyunlar oynamaya devam ederdim. Ceplerimde ise tonla numaralar…
Beni yönlendiren senaristler hiç dönmedi belki ama bu garda boşluklar hep dolardı.
Hepsi bu kısa metrajlı film ekibinin setinde yer almak için başvuru formlarına hep ayrılık yazardı…

Bazen de bu garda mendil satan bir çocuk olurdum.
Küçük beynimle, büyük beyinlere mendiller satar üstüne, promosyondan bir şişe su verirdim.
‘’Al iç,iç… 1 paket mendil aldın benden, üstüne soğuk su iyi gelir. İç, iç’’ hesabı…

Neler olmadım ki bu filmde.
Kirli sakalları, gösterişli yakaları, ağzında sigara garın dışında kavgalar eden, sataşan, yaralayan… garın içinde ise, kim omuz atsa pusan,gizli bir serseri de olurdum ben.
Ben bu filmde ne zaman rol değiştirsem, senaristim ise beni hep söven olurdu.
Bakardım.
Uzun,uzun bakardım…
Ona kızardım.
Delikanlılığım, abartı tavrım ve asiliğimle tren gelmeden hayatımın geçtiği o boş raylara sağlam bir balgam atardım.

Bir kısa metrajlı film özeti dinlediniz. Süre doldu. Fon müziğim ağzıma kadar doldu.
Bu filmin en son sahnesinde ise, sarılan yolcu, kavuşan yada ayrılan bir kimseyim.
Jetonlarını satıp parasını kazanıp şuanda sıcak ekmeğini salatanın suyuna bandıran, mendillerini sattığı için mutlu olan o çocuğum.
Ya da sümüklerini satamadığı mendillerle silen, sattım diye evine, köyüne yalanlar söyleyen…
Ya da ben bu sahnede bir nesne oldum.
Bu filmi izleyeni, beni anlayan ya da anlamayanı içime aldım.
Artık çok geç! Sen de buradasın, bu filme aldanan bir hayata farkında olmayan kayansın.
Üstüne kapanan bir kapıyım!
Yine farksızım!

3253
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
24 Mayıs, Perşembe 2012