Sevdanur Işık

Sevdanur Işık

OkU`YoRuM & YaZı`YoRuM

06.01.2011 12:37:05

Kadınımı kıskanırım, yumruğu çakarım!

2kadin.com >> Sevdanur Işık

*** Kadınımı kıskanırım ben abicim. Hemde babalar gibi. Valla yan gözle bile bakanın gözünü oyarım. Kadınımı kiskanmiycam da neyi kiskanicam? Bunun bile bi zevki var. Bundan da zevk alırım. Hem onu öyle sahiplenirim ki bunu yüreğinde hissettiririm ona.
Abi bi turlu ver oradan: İçinde sevgi, ihtiras, kıskançlık, arzu, istek aşka dair ne varsa koy.

*** Onu sevdiğimden kıskanırım tabi ki... Ya da başkasına kaptırma korkusundan...

*** Kıskançlık bence tamamen kişinin kendine güvensizliği pasif kişiliği ve karşındaki insana
güvenememesi durumunda oluşacak birseydir.
Erkek yada bayan hiç fark etmez eğer kişiler birbirlerine ve sevgilerine güveniyorlarsa bazı şeyleri
aşmışlardır zaten ve kıskançlık gibi aptal bir duygu ortadan kalkar.

Gibi değişik ve ilginç fikirler var kıskançlık hakkında. Yani `Varlığı da yokluğu da rahatsız eden şey` dediğimiz o garip duygu hakkında.
Nerden mi geldik bu konuya?
Gecenler de bir grup arkadaş konuşuyorduk, havadan, sudan.
İçlerinden biri merak etmiş, bir konuyu sordu, masadakilere:

-Ya !.. Türkiye de bir bardasınız yanınızdaki kız arkadaşınıza oradaki beylerden biri dans teklifinde bulundu.
Durum ne olur? (Uzun yıllardır ABD de yasıyor da ))?
Hep bir ağızdan;
-Adam fena dağılır, dedik,
-Peki ABD de durum ne olur dedi?
Ve söyle cevap aldı:
-Teklif edene, edilene ve de ettirene göre değişir.
Söyle ki:
a...Her üç taraf da yabancı olursa;
Teklif sonrası kadının ne cevap vereceği beklenir...Partneri ses çıkarmaz ve kadının cevabına saygı gösterir. Sonuç da bir vukuat çıkmaz.
b...Bir Türk erkeği yanında yabancı bir kız arkadaşıyla barda bu durumla karsılaşırsa ve teklif eden yine yabancı olursa durum ne olur?
Çok sarhoş değilse, buradaki kurallara uymak zorunda kalır ve kadının cevabini bekler.
c...Peki bir Türk erkeği ve yanında ki de bir Türk kız arkadaşı olursa ve teklif eden yabancı bir adam ise;
Hafifçe bozulduğunu belli eder, mimikleriyle bir şeyler anlatmak ister ama gene de cevabi kadının vermesini bekler. Çünkü buradaki kanunlara göre ilk kavgayı çıkaranın ağır bedeller ödeyeceğini bilir ve sonuçlarına katlanmak istemez.
d...Bir Türk erkeği ve yanında bir Türk kız arkadaşı ve teklife gelen zavallıda yine bir Türk erkeği ise.
Cevap: Kadının önüne gövdesini siper eder, Kadina söz hakki tanımaz ilk etapta yumruğu çakmasa da, ısınma hareketlerine baslar ve cevabi kendi verir,
-İkile arkadaşım. )

Görüldüğü gibi, `Varlığı da yokluğu da rahatsız eden şey` dediğimiz bu olgu, ırklara, ülkelere ve en önemlisi beklentilere göre değişiyor.
Türk kadını genelde kendini kıskanan erkeği seviyor ve erkeğinin böyle bir durumda kendini korumaya almasını ve hatta onun için savaşmasını istiyor. Kıskanılmayı eşlerinin kendilerini cazip gördüklerinin bir işareti olduğunu düşünüyorlar. Kıskanılmamaksa Türk kadının da değersizlik duygusu yaratabiliyor. Dolayısıyla da erkek, çocukluktan itibaren bu hislerle yetişiyor ve kadının istediği gibi davranmayı öğreniyor.
Bunu bizim masamızdaki küçük grup da, cevaplarıyla doğruladı.
Masada bulunan kadınların çoğunluğu yumruk kadar ağır bir sonuç beklemese de böyle bir durumda cevabin erkek tarafından verilmesinin uygun olacagini soyledi. (Bu arada masadaki herkes Turk belirtmek isterim
Oysaki ABD de kadın seçme hakkinin kendinde olmasını istiyor ve bunu hangi ırktan arkadaşı olursa olsun ona kabul ettiriyor. Bir teklif olduğunda muhatabı kendi ise yanındaki insana asla söz hakki tanımıyor.

Sokolof 'a göre "Kıskançlık, insanın en az bilinen duygusu ve üzerinde en az konuşulan davranışıdır. Bir muammadır." Decrates ise, "Kıskançlık, sahip olduklarını koruma isteğinden kaynaklanan bir tür korkudur." diyor.

Her insanda az veya çok kıskançlık duygusu vardır. Karşısındakini ya sevgiden dolayı, ya da "sende var bende niçin yok" diye kıskanır.

Uzmanlara gore; İdeal evliliklerin temelinde, dozunda kıskançlık ve eşin sadakatine güven duygusu bulunmalıymış.
Kıskançlık ve güvensizlik aşırıya vardımı hayat her anlamda çekilmez olur. İnsanlar birkaç sebeple kıskançlık`larında aşırıya kaçıyorlarmış.

1...Bazı aşırı kıskanan tipler aslında kendileri eşlerini aldatmaktadır. Bunu bastırma amacıyla eşine yansıtmaktadır. Kendisi yaptığı için herkesin ihanet edebileceği kanısındadır. Her şeyden anlam çıkarır, tartışır, kavga eder. Eşi hak ettiği cevabı ona verir, ama yine aldırış etmez. Bazen kaba kuvvete, dayağa başvurur.

2...Kıskançlık çok aşırıya varmışsa bir paranoya vakası ile karşı karşıyasınız demektir. Bu tipler aşırı gururlu, geçimsizdir, kendini üstün görür, şüpheci ve evhamlıdır. Her şeyden olmadık anlamlar çıkarırlar. Yolda yürürken bile eşlerini göz altında tutarlar. Çevredeki erkeklere veya kadınlara bakıp bakmadıklarını kontrol ederler. Eve gelince perde ile oynanıp oynanmadığını araştırır, pencereden hangi erkeği gözetlediği konusunda hesap sorarlar. Kocası biraz geç gelse, hangi kadınla birlikte olduğu konusunda onu bunaltırlar.

3...Yaşlılıkta değişik sebeplerle ortaya çıkabilen demans (bunama) hallerinde de hastalık derecesinde kıskançlık görülebilmektedir.

4...Alkol ve bağımlılık yapan maddeleri uzun sure kullanan kişilerde de eşini aşırı ve patolojik derecede kıskanma görülebilir. Üstelik bu kişiler, eşlerini hiç olmadık kişilerden kıskanırlar.

Bu maddelere bir de ben ekleme yapmak istedim. Söyle ki çevrem de izlediğim kadarıyla farklı bir kıskançlık sendromu yasayan insanlar da var. Bana göre bu da 5. kıskançlık tipi insanini oluşturuyor. Bu tiplere `Kader Kurbanları` diyebiliriz )

5...Kıskanmayan ama toplum baskısından `kıskançlık rolü`nü hayatları boyunca oynamak zorunda kalan kadın veya erkekler. Söyle ki toplum da kıskanmayan insanlar için o kadar ağır sözler söylenir ki
`Bir tek domuz esini kıskanmaz` ,
`A a kıskanmıyor musun o zaman sen esini sevmiyorsun veya o seni sevmiyor `
`Ne demişler seven insan kıskanır, kıskanmıyorsa ilişkide anormallik vardır` gibi (daha ağır eleştirilerde var ama ben yazmak istemedim).
Bazı insanlar karsısındaki insana kendi gibi güvense de toplumda aykırı duracağını bildiği için sürekli bir maskeyle dolaşır. Kıskançlık maskesi )

Kıskançlık konusuna ılımlı yaklaşmak gerekir. Her şeyi karşılıklı konuşarak mantıklı bir yola oturtmak en uygunudur. Kıskançlık`ı hezeyana çevirmeden, bunu tek başına çözemeyeceğini bilmelidir insan. Partneri ile diyalogla orta yolu bulmaya çalışmalıdır. Eşler, çekinmeden birbirlerine duygu ve düşüncelerini açmalı, doğruyu yanlışı beraberce ayıklamalıdırlar.

Aşırı kıskanmayı sevginin bir yolu olarak görmemeli aksine sevgiyi gideren bir unsur gibi değerlendirmelidir. Çiftlerden birinin devamlı olarak diğerinden şüphe etmesi, onu izlemesi, her hareketinin ve sözünün altında başka bir anlam araması her iki taraf için de gerçekten zordur. İnsanların birbirlerinin günlük hayatları ile ilgilenmeleri duydukları yakınlığın bir sembolüdür. Çiftler elbette birbirlerine soru sorabilirler. Ama soruların asla sorgulama halini almaması, insanları bunaltmaması gerekir.

****
Kıskanç daha çok sever ama kıskanç olmayan daha iyi sever. Moliere
***
Kaan okuldan eve geldi. Babası, okulda yeni öğretmeniyle işlerin yolunda gidip gitmediğini sordu. - Harika, dedi. Yalnız seni çok kıskanıyor. Babası şaşırdı: - Kıskanıyor mu, neden? ...
Bugun defalarca: Cocuk cocuk senin baban ben olsaydim.......dedi durdu.

Herkese gulumseten kiskancliklar dilerim

2402
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
24 Mayıs, Perşembe 2012