Yusuf Mahmutoğlu

Yusuf Mahmutoğlu

Hayatla Öpüşmek...

Her Nefeste Hayat




2kadin.com >> Yusuf Mahmutoğlu

Güzel okuyucu, tanışalı o kadar az zaman oldu ki seninle... Bize, birbirimizi tanıtma şansı bile verilmedi. Kimsin? Ne yer, ne içersin? Neden buradasın? Ben neden buradayım…

Bir anda oturtulduk masaya. Önceden kabul ettiğimiz fiks mönümüzü yemeye başladık karşılıklı. Neyse ki göz göze gelebildik arada. Gözlerinde tanıdık bir korku vardı eskilerden. Nefes alışların diğerlerinki gibi değildi. Daha çok “keman”dın sen. Diğerleri gibi notalar dökülüyordu senin de nefesinden. Fakat daha içten ve daha anlamlı… Alışılmışın aksine, yüzünden damlayanlar, salyalarından çok gözyaşlarındı… İşte ben de bu yüzden bu akşam tekrar yemeğe çağırdım seni. Sana, istediğin cevapları verebilmek için, önce seni ben yapmalıydım biraz da olsa. En azından en çok kullandığım birkaç kelimeyi öğrensen, belki bir iki anlam çıkarabilirdin benim dilimden dökülen aynalı cümlelerden. Bu aslında, zor bir öğretmenin en kazık dersi. Her şeyi bir kenara bırakman gerekeceğinden sadece gözlerini istemiyorum satırlarda dolaşan. Kulaklarına da ihtiyacım var. Her ne kadar senin için bir yabancı olsam da, en azından onlara birkaç ritim fısıldamama izin ver… “Hans Zimmer’den A Hard Teacher” şarkısını dinle ve tekrar masaya otur. Başlıyoruz…

Hani demiştim ya, her şeyi bir kenara bırakmanı isteyeceğim diye. Sırf seni alıştırmak için ben şuan bırakıyorum; bundan sonra tüm noktalama işaretlerini Türk Dil Kurumu’nun emrettiği gibi değil, kendi istediğim gibi kullanacağım. Artık üç noktalar iki nokta olacak. Soru işaretleri yerine ise italik şekilde yazılmış büyük “B” harfleri gelecek. Ünlemler de yok, onlar artık italik “U” harfleri. Bu senle aynı dili konuşmak için attığımız ilk adım. Ama bana söz ver. Her elimi uzattığımda lütfen “bir bildiği vardır” güveniyle bana elini uzat. Artık en sevdiğin kendi şarkını açabilirsin. Şarkının içinde; “ben bunu anlatırım, beni dinlersen bunlar aklına gelir U” şeklinde emir veren sözler olmazsa sevinirim. Biz bugün seninle sadece uzaklara bakacağız. İhtiyacımız olan yönlendirme tabelaları değil. Sadece üzerlerine atlayarak daha da hızlanabileceğimiz kocaman notalar.. Artık nüfus cüzdanlarımızın belirlediği değil, en özgür olduğumuz en küçük yaşımızdayız. Ne kadar küçüksek “Evren’de bize o kadar az emreder U” Biz senle birazdan çok ama çok küçüleceğiz. Işıkları kapatabilirsin. Etrafında duran hiçbir yapaylığın bu büyük ana bedelsiz tanık olmasını istemiyorum.

Ne kadar güzel olduğunu farkında mısın B Geçenlerde sadece otuz dakika ayıramadığın için manikürsüz olan ellerini saklamaya çalışmana gerek yok. Otuz dakikada gelen güzelliklerle ilgilenmiyoruz biz burada. Biz tamamen senle ilgileniyoruz. Teninden, bazen gülerken kendini kaybedip çıkarttığın tuhaf seslerinden, herhangi bir yerinde bulunan ve bu aralar ne yazık ki sadece senle samimi olan beninden, diğerlerinden daha uzun olan ayak parmaklarından bahsediyoruz. Milyarlarca ayçiçeğinin olduğu tarlada seni parmağımla gösterebileceğim, seni sen yapanlardan bahsediyorum. Diğerleri sadece evren’in emrettikleri.. Söz vermiştik. Biz bugün evrenin kölesi olmayacağız. Biz bugün terk edildik diye ağlamayacak, en sevdiğimiz tatlıya rejimdeyiz diye “kan davalımız” bakışları atmayacak, hayal balonlarımızı işten kovulduk diye teker teker patlatmayacak, akşam çağrıldığımız programı, mutlu olmak adına para kazanma oyunumuzun kalesi olan işimize yarın geç kalırız diye reddetmeyecek, o an içmek istediğimiz günün ilk sigarasını, arabaya veya dolmuşa yürüme anımıza sıkıştırmayacak, gerçek insanlara dönüşeceğiz. En azından sadece bir gün için. Bir gün için, bugüne kadar tam olarak bulamadığımız mutluluğun belki de cidden detaylarda saklandığını kabul edeceğiz. Her saniye mutlu olmak için yaşadığımızı hatırlayacak, salataya sıkacak tek bir limonumuz varmış gibi, posasını çıkaracağız.. Biz güneşi selamlayan, yolda yürürken tanısın tanımasın herkese “Günaydınlar Mr. and Mrs. Brown U” diyen, deliler gibi sinirlendiği halde “Size sevgi yolluyorum efendim” şeklinde karşısındakine cevap veren kuklalar gibi olmayacağız. Biz sadece canımız ne isterse onu yapacağız bugün. Evren’e “ben varım ki sen de benim için varsın, olmasaydım varlığının ne önemi olurdu B” konu başlıklı e-postalar yollayacağız. Biz bugün; “HER NEFESTE HAYAT” nasıl olur onu tadacağız.

Diğerleri tüm gün çalışırken, çalışmak yerine bu sefer sabaha kadar sevdiklerimizle beraber olmayı seçen bizler, hazırlıksız girecek olduğumuz “Hayatın Gerçek Sınavında” yarın kopya çekeceğiz.. Önümüzdekinden veya yanımızdakinden değil. Sadece KALBİMİZDEN UU..

Not: Yorulduğunda sığınabileceğin bir şarkı öneriyorum; “Angelique Kidjo-Jemanja”..

Önünüzde saygıyla eğilerek sizi selamlıyorum BÜYÜLÜ KÜÇÜK ADAM...

Haftaya Görüşmek Dileğiyle…

YUSUF MAHMUTOĞLU

hayatlaopusmek@hotmail.com

Bu yazının tüm hakları YUSUF MAHMUTOĞLU’na ait olup, izinsiz kullanılamaz.

5901
defa okundu
Önceki Sonraki
1 Kasım, Cumartesi 2014