Gökçe İSPİ TURAN

Gökçe İSPİ TURAN


Her çocuk zor büyür




2kadin.com >> Gökçe İSPİ TURAN

Ama bazı çocuklar daha zor büyür.
Her çocuk ağlar ama bazı çocuklar daha çok ağlar.
Her çocuğun derdi vardır ama bazı çocukların daha çok derdi vardır.

Bebek sahibi olduğumda beni en çok kızdıran şey, oğlumuzu susturmaya çalışırken yanımıza gelen tanımadık ya da az tanıdık teyzelerdi. Bu teyzeler bir anda belirir ve sanki beceriksizlik paçalarınızdan akıyormuş da el kadar çocuğu oyalayamıyormuşsunuz gibi bir tavırla bebeğinizi gösterir ve “Alabilir miyim biraz evladım?” derler.

Başlarda büyük bir direnç gösterdim bu teyzelere karşı, gözlerimle ısırıp “Teşekkür ederim.” falan demek gibi nezaket gösterileriyle yetindim. Zaman geçtikçe, pek tabii ki annelikte uzmanlaşıyordum, bu bir iki dakikalık susturma seanslarını kendimi dinlenmeye alarak değerlermeyi öğrendim. Oğlumu teyzelerin kucağına “Tabii ki buyrun, buyrun...” diyerek uzatıp, kendimi de “ekran koruyucusu moduna” alıp beynimi dinlendirmeye çalışmayı da....

Birkaç dakikalık çılgın bir ağlama, 15-20 pışpış, birkaç dudak kıpırdatan nazar okumasından sonra teyzeler “Susmuyor ama bu!” diyerek iade ediyorlardı nasıl olsa bana oğlumu... Ben de bir iki dakika kollarım boş oturabiliyordum, en az kollarım kadar boş gözlerle etrafıma bakarak.
Oğlumun kolik denen bir hastalığı vardı. Aslında buna hastalık demek yanlış, çünkü doktorlar bu şikayetleri bir hastalık tanımlaması içine sokmuyorlar pek.

Haftada 2-3 günden fazla, günde 2-3 saatten çok süren ağlama krizlerine giriyorsa çocuğunuz, bu durumun adına kolik diyorlar. Bu durumun gaz sancısı yüzünden olduğuna dair rivayetler olduğu için, bilumum gaz ilaçları ile marine ediyorsunuz tatlı bebeciğinizi. Sonuç nafile, bir gün bir anda ya da size fark ettirmeden yavaş yavaş defolup diyor kolik hayatınızdan. Bizim hayatımızdan çekip gitmesi yaklaşık sekiz ay sürdü.
Üstelik birkaç saatle başlayan ve sadece akşamları görünen ağlama saatlerimiz, gün içine yayılmaya ve ağlamanın tavan yaptığı günlerde 12 saate uzamaya başlamıştı. Sürekli bebeğimizin dikkatini dağıtacak saçma şekilde yüksek sesler çıkarmayı içere şeyler yapmamız, çoğu zaman “sallayarak” uyutmamız, pek tabii ki morararak ve katılarak ağlayan çocuğumuzu kucağımıza almanızla devam ediyordu bu korkunç seanslar.

Öyle günler bilirim ki, oğluma mamasını otoparkta yedirmişimdir. Niye mi? Bilmem. Sadece orada ya da arabada giderken susuyordu bir dönem.

Oğlumun seansları çok şükür ki bitti.
O teyzelere ne mi oldu? Onlar daha sonra form değiştirip bu seanslar sırasında sallanarak uyumaya alışmış oğlumuzu görüp “Aaaa sallamaya alıştırmışsınız çok ama... ya da aaaa kucağa alıştırmışsınız çok ama...” demek suretiyle hayatımızda yer aldılar.

Benim gibi hamileliğini bebek bakım kitapları okuyarak geçirmiş, “Emzik vermeyeceğiz, sallamayacağız, yatağında uyutacağız, ilk altı ay su bile yok anne sütü vereceğiz!” bilmişlikleriyle dolaşmış biri için evren tarafından yollanmış terbiye teyzeleriydi onlar belki de, kimbilir.

Bana öğrettikleri acı dersin özeti ise tek cümle: “Bebeğin bakım kılavuzu olmaz!”

Yazarın ARABADA KİM VAR? İsimli romanına ulaşmak için:

http://www.dr.com.tr/Search.aspx?kw=arabada+kim+var&gid=00000&criteria=999&media=999

http://www.gokceispituran.com/
http://twitter.com/gokceispituran
http://twitter.com/arabadakimvar

15101
defa okundu
Önceki Sonraki
26 Haziran, Pazartesi 2017