Burcu Altın

Burcu Altın

Hatırat

28.02.2011 20:02:11

Harap olmanın dayanılmaz hazzı!

2kadin.com >> Burcu Altın

Şimdi kulaklarımda bir melodi dinleyebilseydin eminim sende severdin. Kadife bir ses ile yankılanan pişmanlığın insana verdiği acımasız hesaplaşmaları ve içinde çalan yüzlerce tınının bir araya gelişi. Zorla güzellik olmayışının verdiği bir hissiyatsızlık. Hissiyatsızlıkla beraber kavrulan pişmanlığın en kıdemli hali. İnsana içindeki sonsuz boşluğu anlatan ve o boşluğun sonsuz ağırlığını ilelebet taşımaya hüküm giymiş bir kader mahkumu söz dizeleri,besteleri ve güfteleri bir araya gelince bir de ince saz kıvamında tırmalayınca insanın kalbini, yırtınca ruhunu, gecenin bu saatinde insanın ruhunu velveleye gelesi geliyor insanın.
‘’Pişmanım’’diye…

Deli deli rüzgarlar esiyor her kelimesinde,uzak sonların beklediği bir iç yanılması gibi. Hesapsız,çıkarsız ve Zarasız çıkılan bir yoldan bin bir hece ile geri dönmek gibi. Avaz avaz bağırmak ama kimsenin duymadığını da bilek gibi sonsuz karanlık gibi…

‘’İsteyip’’,’’İstemediklerimizin’’hesaplarının çetelesini tutarken,harap olmanın verdiği ruhsuz beden gibi.
Hissiz,kimsesiz kalmanın verdiği inadına kanayan,sana rağmen kanayan kabuk tanımayan yara gibi. Ölüyü almayan toprak gibi. Kıyafetsiz…

Hüsrana boğulmak girince de işin içine,girdiğin hiçbir çıkmaz yoldan birinin seni geri çağırmaması gibi sonra sonu gelen en sevdiğin oyun gibi.

Sonradan yakar mı insanın içini pişmanlık diye sorgular dururken,bir gece ansızın bağırdı biri bu şarkıyla kulağıma. Defterimi,kalemimi elime aldım yazdım,yazdım,yazdım sayfalarca yazdım.

Elimin titremesiyle son buldu yazdıklarım. Kulaklarımda saatlerce dinlediğim melodi aynı olmasına rağmen bu sayfalarda ki harf karmaşası, cümle bağdaşmaması umurumda olmadı.
Sonra daha da yazdım,ellerimle bedenimde ki can acısıyla yazdım. Can acısı dedim kendi kendime, insanın burnunun direğini sızlatan ,pişmanlığın son noktası,kör noktası. Kör, dipsiz,sağır kuyusu acının en olgunlaşmış yalın hali.

İstese de hatta dönülse de en baştan başlanılmayacak hissiyatı, uykusuz bildiğin o gecelerden birisi işte. Sabaha kadar oturdum,pişman olduklarımın listesini yapmaya karar verince son anda vazgeçtim. Çok mu çıkar az mı çıkar diye düşünmedim bile senin adın yazması yeterdi bence. Gözlerimin önünde yağmur, bir de ışıklı bir yol şimdi. Bir de onlardan geri kalan ışıklı bir yol,kalemim be defterim. Seni yazıyoruz biraz biraz ama kulaklarımda hala o kadife ses en incesinden söylüyor işte ben napayım,anlatıyor bir kör noktada nasıl sona gelindiğini.
Sonra düşündüm uyumam lazım diye, önce var olanlara bir mazaret,mazareti olanlara hırsız ve kılıfı koydum bir bir üst üste,şahane durdu. Dayanamadım böyle sahipsiz kalmaya,dayanamadım böyle kifayetsiz kalmaya,dayanamadım böyle sözsüz kalmaya. Olmadı,yapamadım bu gece de kendime seninle ilgili yalanlar uyduramadım sonra gerçekler ağır geldi,kaldıramadım.

Sonra bir den aklıma geldi. ‘’İster miydim’’ dedim,bir güzel içine kıvrıldım. Elimi,kolumu sağa sola açarak uzandım ama çok uzak geldi en yakın bildiklerim. En yakından tanıyıp, hissettiklerim. Ona da dayanadım.

Şimdi kabul ediyorum,perişanım her anıyla. Perişanım her damlasıyla ve anıyla. Hepsini toplayınca ben olmuyor, içinden birini çıkarınca da senden eksik kalan parçalar gözümün bebeklerinde kanıyor. Şimdi ben ister miydim bu yazıyı yazmak,pişmanlıktan ağlamak.

Şimdi ben ister miydim harap olmuş bir kadının arkasından, ne halde olduğunu bilmediğim adam hakkında konuşmak. Hepsini yan yana koymak ama yine de bir sonuca varamamak.
İşte bu yüzden seviyorum ben gitmeleri,gelmeleri. Kapı yanında yaşayan valizleri. Ege’yi.

Şimdi sevgilim, en çok pişman olduklarımla berabersin, her gece binbir gece gibi ahenklisin. Her gün en güzel günden daha da bereketlisin. En yaşanmış hatıradan daha da canlı, en masum renkten daha da beyaz ve en çok ve çabuk giden olgudan daha da kudretlisin…

Şimdi isterdim ve yine isterim her zerresini seninle. İnlesem de pişmanım diye en büyük yalan sarf ettiğim bu günlerde. Sen dinleme,aldırma bana be hep isterdim seni hala da ister miydim böyle olsun diye söylesem de sen asla dinleme beni.
Ben hep istediğim yerdeyim ve isterdim hep böyle olsun. İşte o yüzden seviyorum ben bu gidip,gelmeleri ve kapı önünde duran açılmayı bekleyen valizleri.

Ben hala ‘’Harap’’olmuş bir sevdanın en rütbeli hali, en imtiyaz geçilmiş saatleri.

Sevgilim, duyma sen bu söylediklerimi.

Şimdi kulaklarım da hala kadife bir ses inceden, bir de sen…


1753
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
24 Mayıs, Perşembe 2012