Çisel Onat

Çisel Onat


Hadi Sevişelim Sevgilim (Bölüm 1)




2kadin.com >> Çisel Onat

- Hadi Sevişelim Sevgilim
- Burada mı?
- Burada!

Hatıra...
Hatta...
Pencerem açık kaldı. Bacaklarım gibi... Vücudum acıyor, en çok bacaklarım. Soğuktan mı uyuştular, ağırlığından mı yoksa? Hoş geldin kapı açık gir! İçeride kal, sarıl, öylece dur! Hareketimiz donuk kalsın, içimde kal... Öylece dur! Gözlerime baktığında gördüğünü anlat! Bana canımın acıyıp acımadığını sor! Bende kal, içimde... Öylece!

Biliyor musun seninle böyle konuşmak yormuyor beni. Yani yazarak, yazdıklarımı yaşayarak... Karşında durup konuşmaya kalktığımda içimde garip bir heyecan oluşuyor, titriyorum. Babamdan korkar gibi korkuyorum senden. Söylediklerime gülmenden. Beni sevmenden. Beni ellemenden... Ama böyle yazınca olduğum yerde sadece kendime gülüyorum, sadece kendimi seviyorum, sadece kendimi elliyorum. Seni hiç tanımadan atıldığım hayatında kıra döke iki adım yol aldım. Hep varmak istediğim yere doğru gelirken birden ayağım kaydı engellerine takıldım. Oysa ne güzel seviyorduk birbirimizi... Ne güzel sevişiyorduk. Hani o kahveyi içerken ve gözlerine bakamazken içinden geçirdiklerin var ya... Ne zaman başbaşa kalacağız seninle diyişin, ne zaman benim olacaksın diyişin, kahveyi göğsümü içiyor gibi içişin... Gözlerindeki sorular ve sana veremediğim cevaplar. Herşey mükemmel olsun isterim hayatımda. Seninle de öyle. Ben mükemmel olmalıydım yanında. Senin kadar dingin, senin kadar engin, senin kadar tutkulu, senin kadar kusurlu!

En çok sokak ortasında dudaklarıma irade göstermen tahrik ederdi beni. Seni o an orada alabilirdim hayatıma... Dudaklarım o kadar titriyordu ki sana baktıkça, tek bir kelime edemiyordum işte! Anlamış mıydın? Yalvarmış mıydın içinden seni oracıkta öpmem için. Bakıyordum etrafa, herkes biz gibi görünüyordu ama... Kimse ben olamazdı yanında sen yoksa, ben seni öyle garip sevdim ki!
İlk öpüşün... Votka tadında. Kahve aromalı dudağımda. Kimse görmeden, gizlice, çocuklar gibi. İlk defaymış gibi. O heyecan, o tutku, o irade... Gözlerim kararırdı beni öperken. İçimden yüzlerce yumurta akıyor gibi hissederdim. Ellerimi nereye koyacağımı bilemezdim. Tenim tenine sürtmeseydi seni sevemezdim.

[Yatağına girdiysem eğer, çıkmayacakmışız gibi davranmalıydık!]

Kulak kulağa sevişmeyi öğrettin bana. Kalabalıkta. Herkes bir konu bulmuş peşinden koşarken biz seninle her yerde sevişiyorduk işte. Aşık oluyordum sana. Aşk buysa... Kalabalıkta. İlk kelimeye kadar kıvranışlarımız delirtiyordu bizi. O an orada sevişmemiz gerekiyordu ama... Kalabalıkta. Yavaşça yanıma çekiyordun sandalyeni, yavaşça bakıyordun, yavaş nefes alıyordun, yavaş konuşuyordun. Hayatı, geçen zamanı yavaşlatmaya çalışırcasına yavaş yaşıyordun. Yavaş yaşıyordum! Galiba sana aşık oluyordum! Dokunamıyordun! Dokun diyordum... İçimden! Dokun dayanamıyorum artık! Ne kadar da edepli yanlarımız vardı aşka bile direnebilen... Ne kadar da iyi eğitilmiş çocuklardık, iyi halli ailelerden. Oysa ikimizde istikrarlı aşklar içinde büyümemiştik. Çok küçüktün ayrılık haberi aldığında, çok küçüktüm bu haber tekrarlandığında. Bir odada 2. kişi eksilmişti artık. Nasıl yaşanırdı ki aşk? Nasıl gelirdi ki o hep beklediğimiz kardeşimiz! Biliyorum o odada sevişme yoktu artık. O odada bir tek baba vardı ya da bir tek anne. Ama sevişme yoktu. Aşkı sorma bile!
Böyle büyümedik mi ikimizde. Bu yüzden miydi tenlerimizden korkmamız, aşkı tek odaya koyamayışımız? Benle seni anne-baba yapamayışımız? Aynı hikayeyi yaşadığımız için mi sevişmek hep önümüzdeki günlere atılıyordu seninle? Kimbilir kaç otel önünden geçtik elele, bilmem kaç numaralı odaya çıkmayı reddedip! Kimbilir kaç çocuğu kendi başımıza tek kişilik odalarımızda harap ettik! Kimbilir kaç kere yalnız terledik!
Sevişmeyi neden erteledik sevgilim? Neden beraber sevişmeyi ?beceremedik??
Kulağıma eğilip, gözlerini kapatıp, nefesini tutamayıp fısıldadıkların...

- Hadi sevişelim...
- Hadi...
- Burada mı? Burada?
- Evet, burada.

[Ki kırmızıydı yanaklarım. Utanırdım. Bu utançla, sevişirken kimbilir kaç kez canını yakardım!]

- Hadi başla...
- Sen başla...
- Saçların güzel kokuyor.
- Dudakların güzel kokuyor!
- Dokunmak istiyorum sana...
- Dokun...
- Burada mı?
- Burada!

cisel@ciselonat.com

14624
defa okundu
Önceki Sonraki
1 Kasım, Cumartesi 2014