Yunus Günçe

Yunus Günçe

kafamdaböceklervar

06.02.2011 18:38:21

Gargamel ve Azman

2kadin.com >> Yunus Günçe

Hemen başladı akbabaların bayramı. Bu yazı onlara. Özellikle ikisine. Biri ihtiyar. Diğeri daha genççe. Genç olan kilolu biraz. Gürbüz.

İki tane Yunus var burada: Biri onlara yumruk atmak istiyor. Yüzlerine en çok. Elleri kan içinde kalana kadar hem de.
Bu yazıyı öbür Yunus yazıyor.

Size, ikinize de, kızmıyorum bile dersem yalan söylemiş olurum.
Ben de yalan söylerim tabi lakin azaltmaya çalışıyorum. Bırakabileceğimi sanmıyorum.
Tek tük söylerim mutlaka.
İçkiyle kesin söylerim. Gece çıkınca söylerim. Güzel bir yemekten, güzel bir kadından sonra söylerim.
Ne kadar da ilkelim öyle değil mi? Fikrinize saygı duymuyorum. Fikrinizi benimsemesem de, fikrinizi ifade etmeniz gerektiğini sonuna kadar savunmuyorum.
Ayıp bana! Yazık! Ben adam olmam, olamam!
"Entellektüel" hiç olamam! Zaten pembe kazak, mor fluar yakışmıyor bana. Karakteristik, "money maker" bir kahkaham da yok.
Plastik.
Plastik demeyi unuttum! Plastik bir kahkaham da yok.
Zaten aslında yazdıklarınızda pek bir fikir de yok galiba.
Paranoyakça, gaddarca kurgulanmış bir saldırı var. Bir tane de değil, çoğul. Saldırılar var.
Yazdıklarınızı okurken bir John Grisham romanı okuyorum zanettim.
Film olur belki yakında yazılarınız. Küçük birer de rol verirler size. Ele ele oynarsınız.

Siz daha önce hiç öldünüz mü? Bence öldünüz. Öldünüz ve kimse umursamadı. Kimse fark etmedi. Kimse ağlamadı. Kimse gelmedi cenazenize. Hakkını helal etmedi. Ölümleriniz cesetlerinizden önce çürümeye başladı. Hemen unutuluverdiniz. Kahroldunuz.
Yapayalnız öldünüz!

Bu hıncınızı, bu robotik, bu makine soğukluğunuzu, bu gaddarlığınızı, bu anlamsız "farklılaşma" telaşınızı, bu zavallı hallerinizi başka türlü açıklayamıyorum çünkü.
Kıskançlık mı size yazdıklarınızı yazdıran? Bunları kulağınız şeytan mı fısıldadı?
Ne vaad etti size?
Sonsuzluk mu?
Ölümsüzlük mü?
Reklam mı yoksa?
En büyük vaadi de odur hep. Yazık, kanmasaydınız keşke.
Kanmak istediniz ama öyle değil mi?
"Umursanmak", "Konuşulmak", "Gündem yaratmak" gibi saplantılarınız var çünkü.
Dur, bir de bir isim kullanıyorsunuz bu durum için : Ezber Bozan.
Yani böyle alışıldık olmayan, böyle, olaylara farklı perspektiflerden yaklaşan, sınırları zorlayan falan filan.
Beslenmek zorundasınız. Hepimiz gibi.
Lakin beslenme alışkanlıklarınız bizimkilerden çok başka.
Kötü besleniyorsunuz!
Dikkat edin bence! Vitamin alın. Daha çok meyve sebze yiyin. Süt, yumurta, beyaz peynir...
Protein alın.
Damar sağlığınıza da özen gösterin zira damarlarınızda akan sıvı damarlara hasar vermiş olabilir.
Evet, sıvı dedim. Kan demedim.
Özellikle demedim.
Kan olamaz çünkü.
Benim aklımda böyle şey bir sıvı var. Böyle...şey...yoğun, yapışkan.
Koyu renk bir sıvı.
Şeye benziyo...
Şeye...şey gibi...
Buldum : KATRAN gibi!
İyileşin. Bir an önce iyileşin!

Gazeteci, televizyon programcısı, gurme, şovmen, profesyonel jüri, spor yorumcusu kimliklerinizin çok dışında başka mesleklerinizi de öğrendik bu gün. Pek bir mutlu olduk.
Belki hobinizdir. Bazıları da kelebek topluyor.
Bu gün ayrıca ahlak polisi, narkotik polisi, olay yeri inceleme uzmanı, adli tıp uzmanı, teolog, pedagog olduğunuzu da öğrendik. Rahatladık.

Küçükken şirinleri izlerdim ben. Gargamel'e kızardım. Azmandan korkardım. Gargamel'in ve kedisinin şirinlerden ne istediğini anlayamazdım. Neyin peşinde olduklarını bilemezdim. Şirinleri yakalasalar, yeseler ellerine ne geçecekti çözemezdim.
Bu anlamsız, gayesiz kötülüklerini sevemezdim.
Her bölüm, "Bu bölüm belki vazgeçerler kötü olmaktan. iyi olur onlar da belki." derdim.
Çocukluk işte.
Onlar için dua ederdim.

Bilim bakalım şu an ne yapıyorum?
Sizin için dua ediyorum!

1298
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
24 Mayıs, Perşembe 2012