Yunus Günçe

Yunus Günçe

kafamdaböceklervar

Dondurma olsun, kar yağsın




2kadin.com >> Yunus Günçe

Bana çok garip geliyor.
Tıkanıyorum. Yetişemiyorum. Erişemiyorum.
Aslında konu tam da bu: Erişememek.
Birilerinin bana bunu anlatmasını isterdim.
Karşısına alsın, anlatsın.
Gözlerime baksın anlatırken.
Ben de gözlerine bakayım anlatanın.
Sözlerine bakayım.
“Neden bu kadar çok yasağa ihtiyacımız var?” diye sorayım ben.
Bir çocuk gibi. Zaten bir çocuk gibi sormam, bir çocuk gibi dinlemem lazım.
Hatta belki de bir çocuk gibi kandırılmam lazım.
Çocuk olmak ondan güzeldir. Kandırılmayı takmazsın pek kafaya.
Aklın dondurmadadır.
Birde kar yağsın istersin. Kar yağsın da, okullar tatil olsun.
“Çünküüüü….” diye başlasın anlatan.
Çocuk gibi dinlerim ben.
Valla, söz veriyorum.
Yetişkinler dünyasında bu kadar yasak olmaz çünkü. Yetişkinler kabullenmez bu kadar yasağı.
Canı sıkılır yetişkinlerin. Darlanırlar.
İçki yasak, eğlenmek yasak, 23 yaşında olmak yasak, internet yasak, blog yasak, o yasak, bu yasak.
Abartıyor muyuz yoksa?
Çok değil mi yoksa bu kadar yasak?
Gelişmiş, ileri demokrasiyi savunan, modern bir ülkenin “yasak standardı” nedir?
Bilen var mı?
Ben bilmiyorum.
“Hoş geldiniz özgürlükler dünyasına!”
Biri bana anlatsın istiyorum. Karşısına alsın anlatsın.
Belki de haklılardır. Belki de hata yapıyoruzdur.
Yanlışızdır belki? Belki şımarıklıkdır bu yaptığımız?
Belki de “internet” bütün kötülüklerin anasıdır.
Yok, o alkoldü. Karıştırdım. Karıştırmamak lazım. Karıştırınca mideyi bozuyor.
Belki 2011'de değilizdir.
Öyle ya? Kim bilebilir ki hangi çağda olduğumuzu?
Biz bilemeyiz. Bizim bilemediğimiz gün gibi ortada.
Biz kim oluyoruz ki? Bırak interneti, belki yazı bile icat olmamıştır henüz. Belki ben bunları yazmıyorumdur?
Neymiş dünyayı takip ediyormuşuz. Ne gereği var? Zaten çok mühim bir şey olursa bize çıkar söyler birileri televizyondan.
Biz kömürümüzü alalım, beyaz eşyamızı alalım, oturalım aşağıya.
Düzen bu. Böyle işliyor. Çarklar böyle dönüyor.
“Düzen” de ne acayip bir kelime.
Biz en iyisi dizi izleyelim. Özetleriyle başlayalım.
Geçen hafta da izlemiştik ama? Olsun, bir daha izleyelim. Pekişsin.
Bize yasak olanlar, onlara serbest.
Mesela grup toplantılarında “adam asmaca” oynamak serbest onlara.
Namussuzlar, şerefsizler, yüreğin varsalar…, gırtlağın sıkarımlar, dilini kopartırımlar,sen adam mısınlar…
Bunlar serbest.
Onlara ama, bize değil.
Bizim “dokunulurluğumuz” var ya, ondan.
“Yüce Mecliste” kürsüden azarlamak, bağırmak, çağırmak serbest. Kürsüden inince yumruk bile serbest.
Hepsi canlı yayında. Aç izle!
Memlekette demokrasi var!
Formül çok net: Ne dersen de, başına “sayın” ekle. O zaman adı ifade özgürlüğü olur hakaretin, saldırının.
Aklında olsun.
Bizim video izlememiz yasak mesela. Yazılar yazmamız yasak.
Lakin “kendi oyunu veremeyene, bizim oyumuzu istemek, ana muhalefet partisi lideri olmak” serbest.
Düşün ülkedeki fırsat eşitliğini, özgürlükçülüğü!
Düşünmek de mi yasak yoksa? Mevzu budur belki de?
Hani biz “insandık”?
“İnsan düşünen bir hayvandır!”
Biz kendimizi böyle tanımlamıştık hani?
Hani çok hoşumuza gitmişti bu tanım?
Havalara girmiştik?
Ne oldu? Vaz mı geçtik?
Bu tanımdan “düşünen” ibaresini atıyor muyuz?
Ne oluyoruz yani biz o zaman?
Bi dakka yaaa…ama o zaman…
Ama o zaman biz şey oluyoruz….?
Neyse, ben boş vereyim bunları.
Dondurma olsun, kar yağsın.

19509
defa okundu
Önceki Sonraki
19 Ağustos, Cumartesi 2017