Sevim Baloğlu

Sevim Baloğlu

Bakışlar

Dolmuşta Yolculuk!




2kadin.com >> Sevim Baloğlu

Dolmuşa uzun süredir binmemiştim. Değişik bir ortam, devamlı hareket halinde insanlar. İnen, binen, oturan, kalkan, telefonla konuşan, birbirleriyle itişip kakışan yolcular.

İnsanları analiz etmeye çalışıyorum; Değişik yörelerden gelmiş her biri ayrı yapıda insanlar. Kendileri gibi kıyafetleri de öyle bazıları çok şık ve bakımlı, bazıları da örtünmek için giyinmişler sanki.

Türkiye de artık türban moda ya! Türbanlı kadınlarda çoğunlukta. Bazılarına o kadar yakışmış ki bakmadan edemiyorum. Ultra makyaj, son model bir kıyafet, “beni seyredin” der gibi bir edayla etrafı süzüyorlar.
“Müslümanlık, yalnız türban takmakla mı oluyor acaba?” Bunu kendime sormadan yapamıyorum. Siyah daracık pantolonuyla vücuduna yapışan kısa gömleğiyle bütün hatları meydanda, ama başında türbanı olan genç ve güzel kadınlar.” Türban, neyin simgesi Müslümanlığın mı, yoksa yeni moda bir akımın mı?” Bunu anlamaya çalışıyorum.

Başka bir kadın dikkatimi çekiyor, kıyafeti mütevazı, başına örttüğü eşarp başından kaymış olmalı ki önden hafifçe saçları görünüyor. Bu bizim Anadolu insanımızın inançtan veya geleneksel olarak baş örtme şekli. Kimseyi rahatsız etmiyor.

Sonra yanıma oturan genç kadına bakıyorum; Yerlere kadar uzanan kıyafeti ve türbanıyla bu da ayrı bir görüntü. Büyük bir hararetle çiğnediği sakızı şakırdatarak etrafı rahatsız ettiğinin farkında bile değil.
Bu arada orta yaşlı, kızıl saçlı zayıflıktan yüzü çökmüş, kırmızı elbiseli bir hanım elinde torbalar ve valizlerle arabaya binmeye çalışırken şoför müdahale ediyor “hanım biz yolcu taşıyoruz, yük değil” Kadın “ne yapayım taksiye verecek param yok” değip ite kalka dolmuşa binmeyi başarıyor. Yükle gezmeye alışkın olacak ki insanların söylenmelerine aldırmadan rahatça yerleşiyor boşalan bir koltuğa.

Şoför, arabayı deli gibi kullanıyor, bu arada telefonla konuşmayı da ihmal etmiyor.” Aman Allah’ım hayırlısıyla gideceğim yere sağlıkla ulaşabilseydim”.

Yolcular yavaş yavaş inmeye başladılar. Kadıköy’e yaklaştıkça daha da rahatlıyor. Ayakta yolcu hemen hemen kalmadı.
Dışarıya bakıyorum burası İstanbul’mu acaba, insanlar ne kadar değişmiş. Davranışlar, kıyafetler bunlar bizim insanlarımız ama tanımakta zorlanıyorum. Hele kara çarşaflı kadınları, şalvarlı, sakallı adamları gördükçe “ne yapıyoruz, nereye gidiyoruz?” düşünmeden yapamıyorum.
Atatürk, bu günler için mi kıyafet devrimi yaptı. Bizler ne yapıyoruz devrimleri korumak, yaşatmak için. Seyirci kalmaktan başka

9742
defa okundu
Önceki Sonraki
29 Nisan, Cumartesi 2017