Teoman Kumbaracıbaşı

Teoman Kumbaracıbaşı

acaipademler

Doğum, ilk dördün, denge, brunch, son dördün, batım...(1)




2kadin.com >> Teoman Kumbaracıbaşı

Doğum...
En güzel ruya, zamanla gelişti... Aniden oldu...
galiba başta yoktu... sonra oldu.. Her detayıyla hatırlanabilen bir... bir... ( ey okur, buraya sözcüğü sen koy ).
İkimizin de farklı farklı, hepsi de özel detayları hatırlayabildiğimiz bir.. bir... ( ey okur, buraya da sözcüğü sen koy ).
Herkesin bizim halimizi rahatlıkla farkettiği, farkına vardığı zamanlar. Herkes, ikimizin bu durumunu konuştuğu, dedikodusunu yaptığı bir zaman. Saklayabilmek aklımıza gelmezdi ki. Hatta safça sakladığımızı hatta saklandığımızı düşünüyorduk galiba. Halbuki herkes bizi konuşuyordu. Bizse ikimizin dışında hiçbir şeyin farkında değildik. Herkesin ağzı kımıldıyor ama ben sadece onun sesini duyuyordum. Herkes bir şeyleri geveliyor ama söylenenleri takip edemiyordum. Onun söylediklerini ise tüm bedenimle dinliyordum ve ama yine de bir şey anlamıyordum. Sesi çok değerliydi. Tartışacak tek bir konumuz yoktu çünkü en bebek durumdaydık. Onu benden ya da beni ondan ayırdetmek imkansızdı.
Ben, galiba sonradan farkına vardım doğduğumu. Aşık olduğumu. O sanırım farkındaydı. Hayır aslında ben de farkındaydım. Özel olarak farketmeme gerek yoktu. Herşey o kadar belliydi ki. Sahip olunmak istenen bir çiçek gibi değil. Ya da sadece koklanmak istenen bir çiçek gibi, hiç değil. Bu, özlediğimin farkında olmadığım bir şey. Karşılaşınca özlemle beklenen bir şey olduğu anlaşılan bi şey. Bi şey yani. Öyle değil miydi. Peki, hala öyle mi.. Bence öyledi. Daha doğrusu ben öyleydim. Ve bu gerçekten çünküsü olmayan bir durum. Öyle olduğu için öyle olan bir şey. Tasarlandığı için değil. Yaşanmak ve yaşamak için olan.
...Bakışların en keskin olduğu zamanlar...

...İlk dördün...
Hep dokunmadan önce daha keskindir bakışlar. Dokunma arttıkça bakışlar hinleşir. İlk saflık, ilklik duygusu aranmaz olur. Başka tutkuları ima etmeye başlar bakışlar. Herkesin bakınca çözemeyeceği, anlayamayacağı bakışlar gelişir, geliştirmişizdir. Teknoloji girmiştir işin içine. Herkesten saklayabildiğimiz herhangi bir şey, saflığını yitirmiştir aslında. Ama buna pek önem verilmez o zamanlarda. Heyecanlı olan artık sadece ikimzin paylaştığı bir şeydir, aleni olan değil. Ve burda da yaşanılanın korunması söz konusu olmaya başlamıştır. Cinsellik herşeyi sollamaktadır zaman zaman. Bedenler tutkuyla, büyük bir açlık ve hatta susuzlukla birbirlerini keşfetmeye ant içmişlerdir. Eski alışkanlıklar denenemeyecek kadar yavandırlar. Akıllara ulaşmaz bile. Karda yuvarlanan iki aşıktan daha büyük bir çığ olamaz yatakta. Ve her şeye gülünür, hemen her şeyde gözler dolar. Kahkalarla başlayıp ince gözyaşlarıyla biten ve sonra tekrar kahkahalara dönüşen zamanlar. Saatlerce süren bakışmalar. Sürekli birlikte ve yalnız kalma isteği ile dolup taştığımız günler haftalar, aylar. Telefonların en uzun süre sessize alındığı, hiçbir şeyin umrumuzda olmadığı zamanlar. Geniş zamanlar. Birbirimize en çok zaman ayırdığımız ve en hızlı geçen zamanlar. Aynı gökyüzünün altında buluştuğumuza defalarca şaşırdığımız, bizi karşılaştıran herneyse ona şükrettiğimiz, açlıktan kırılıp yataktan çıkamadığımız zamanlar. Kuru ekmeklere tereyağ sürüp yataklarda daha sonra kırıntılarının sırtımıza battığı zamanlar.

...Güzel zamanlar...

30809
defa okundu
Önceki Sonraki
24 Ekim, Salı 2017