Sevdanur Işık

Sevdanur Işık

OkU`YoRuM & YaZı`YoRuM

27.11.2010 15:29:08

Ceplerimdeki dostlarım

2kadin.com >> Sevdanur Işık

Bir dosta mektup,

Sevgili arkadaşım, dostum, can yoldasim, uzun zaman oldu senle görüşmeyeli, senden haber almayalı... Başkaları vasıtasıyla haberlerini aldım bu zamana kadar. Facebook denen su cağımızın; bazen kızdığım bazen övdüğüm bazen de, sinir olarak kullandığım hastalığı sayesinde sana uzaktan baktım.

Resimlerinde aradım ne hisssetigini ve yaşadığın hayatin izlerini. Dikkatlice baktım yüzüne, mimiklerine. Okumaya çalıştım yüzündeki çizgilerin anlamını...Güldüğün resimler mutlu etti beni uzaktan. Bende hafifce tebessüm ettim seninle. Biraz dalgın olduğun karelerde benim de bir keder kapladı içimi. Acaba birseymi olmuştu, seni üzen? Acaba mutsuz muydun bu aralar? Yoksa çok mu yorgundun?

Neden dargındık ki biz? Neden uzun zamandır görüşmüyorduk? Biliyordum sebebini ama içim elvermiyordu, söylemeye. Dostumu kırmıştım en mutlu günüde. Gözleri aramıştı beni o mutlu anında... Kaçtım kendimce. Haksizlik yaptığımı biliyordum dostuma. Saklandım bir sure, beni affedeceği günün gelmesini bekledim. Gidemedim üstüne... Uzun surdu kızgınlığın, kırgınlığın...Yinede benim sana dost olduğum kadar, sen de dosttun bana. Birgun özleyecek dedim. Özlenmeyi bekleyerek. Birgun hatirlayacak beni dedim, hatırlanmayı bekleyerek.

Uzakları yakın yapan internet aleminden aldım dosttan bir mesaj.

Uzak dostluklar vardır;
Denizlerin ortasındaki bir adayla, dağların arasındaki bir göl, birbirlerinin uzak dostlarıdır.
Dostluklarını gündüz kuşlarla, gece yıldızlarla iletirler birbirlerine...

Dostunu Unutan Dostlara...
Yüz yüze dostluklar vardır;
Güneşle ayçiçeğinin dostluğu, böyle bir dostluktur mesela.
Ayçiçeği sabahtan akşama kadar hiç ayıramaz yüzünü güneşten...

Vakitsiz dostluklar vardır;
Bir peçete, bir kağıt mendil vakitsizce dostu oluverir gözlerimizin...
Ya da ayrılırken verilen bir dal karanfil ellerimize o anda gelen dostluktur...

Bakımsız dostluklar vardır bir de...
Zaten var, zaten dostuz deyip yıllarca bir telefonun, bir kaç cümlelik mektubun bile çok görüldüğü dostluklar...

HİÇ BİR DOSTLUĞUN BAKIMSIZ KALMAMASI DİLEĞİYLE...
GERÇEK DOSTLARINIZIN SiZi HİÇBİR ZAMAN UNUTMAMALARI DiLEĞİYLE...

Diye başlayan ve devam dörtlükler....

Birden bir sevinç kapladı yuregimi. Unutmamıştı beni arkadaşım, dostum. Zaman ve mesafeler kaybettirmemişti anıları... Utandim da biraz kendimden.

Neden yalnız bırakmıştım arkadaşımı bu sure içinde?...
Ama geç değildi anlatmak icin duygularımı...
Ve bende herkes gibi oturdum bilgisayarın başına.
hep eleştirdiğim, msj sayfalarını açtım bilgisayarımda. O kadar umut dolmuştu ki yüreğim, sıcak geldi bu kez facebook, msn, internet sayfaları bana...

Mektubu hızla alacak ve okuyacak dostum dedim içimden.
Yolda kaybolma tehlikesi yok,
Eksik pul yapıştırma kaygısı yok,
Ne de olsa çok uzaktayım eline geç ulaşma derdim yok.
Sadece dokunacak klavyesine açacak mesaj sayfalarını ve okuyacak mektubumu ayni sizin yaptığınız gibi.
Çok da kotu değilmiş galiba teknoloji.. Aşırıya kaçmadan zamanı yakalamak için. Elimizin altında, bir yerler de...

Yazdım dostuma içten duygularımı anlatan mektubumu.
Hatalar ders almak için dedim,
Dostluklar hatırlanmak için dedim,
Sevgi denenmek, uzaklıklar yakınlaşmak için varlar dedim...

Ve simdi bekliyorum dostumdan ikinci mektubu....
Emekleyen çocuklar gibi, yeniden ve yine kurmaya çalışacağız aradaki bağı...
Belki de hiç koparmadık...
Dostluk bu galiba, içinde yine ve yenidenleri barındıran, kopmayacak sağlamlıkta bir bağ.

Öyle zamanlar vardır ki nereye gittiğin önemli değildir, önemli olan yanında kimlerle gittiğindir... İste ben buraya çok uzaklara yanımda dostlarımla geldim.

Ceplerim de yasadığım dostlukların, arkadaşlıkların hatıraları dolu diye düşünürken; birden elim sol cebime gitti.
Uzandım ve içinden çıkardım bir hatırayı dostla paylaştığım,
Adı ` Öznur ` bu hatıranın.
Ne de çok gülmüştük o zaman di mi Öznur? Mudur gülmemizi görmesin diye masanın altına eğilerek ve birbirimize bakarak.

Bir cep karıştırması ve bir hatıra daha sol cepte.
Adı `Sibel` hatıranın,
Sende ne güzel bir gece geçirmiştim, bana omlet yapmıştın kekikli, üzüntümü unutturmak icin açmıştın evinin kapılarını. Oysa sende sıkıntılıydın o aralar, unutmaya çalışırken sıkıntılarını, avutmuştun gece boyu beni...

Birde sağ cebime baksam mi? Hadi bakalım, attım elimi sağ cebime.
Adı `Özlem` di hatıranın,
Yazlıkta gelmistin beni ziyarete.
Ne güzel icmis, eğlenmiş, paylaşmıştık, zamanı. Sonra öğlen inmistik tıka basa dolu sahile, uzanmış, güneş bizi terkedene kadar kalmıştık sahilde.

Biraz derinlere mi gitse elim?
Hadi diplerden çıkar bir hatıra,
`Sebahat` dı Adı, cok kar yağmıştı o sabah otobüsler goturebilecek miydi acaba bizi okula?
Sarınmıştık atkılarımıza. İki kız düşe kalka okula yetişmekti amacımız...

İste doslar ceplerimizde dolu dolu hatıralar,
Sadece bize düsen farkinda olmak , arada bir ceblerimizi karıştırmak. Yük görmemek, bu yasanmış zamanları. Karıştırmak gerekiyor gerçektende nerden nereye geldiğimizi, unutmamak için ceblerimizi. Ceplerimizde taşıdığımız hatıraların değerini bilerek...


***Gülerken herkes eşlik eder, ya ağlarken...
***Başarılara herkes ortak olur, ya yenilgilere...
***Öyle bir dost edinin ki; kötü gün kapınızı çalınca kapıya sizinle beraber baksın.

Kalın sağlıcakla.

1615
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
23 Mayıs, Çarşamba 2012