|
|
|
|
Herkese merhaba,
Açıkçası bu hafta ne yazacağımı bilemedim. Hışımla gelen yazar gazım aynı hışımla beni terk etti. Daha doğrusu sevgili Yasemin Pulat’la günlük konuşmamızı yaparken artık ufak ufak her gün yaz demesiyle ben bi korktum. Buna korku demekte yanlış sanki, “ayyyy ben hangisine yetişeceğim ve mesleğim neydi benim” sorguları arasında sıkışmış bir kadın duruyor karşınızda. Yasemin'in dediği gibi yapacağım ve kendimi bırakıyorum. Bakalım ne çıkacak. Ben de merak ettim.
2kadin.com son derece profesyonel bir site, bir sürü farklı zevke hitabeden kadınlar için tasarlanmış bir kaçış yeri. Benim kendi sitem www.isinkaraca.com daha fazla beni sevenlere ve müziğe gerçekten ciddi değer verenlere hitabeden bir yer (reklam aldım Neyse, ben kendi sitemde de köşe yazısı yazıyorum, gerçi oradaki tek yazar benim ve çok da düzenli yazı yazdığım söylenemez. Gerçi 2kadin.com'a yazmaya başladığımdan beri oraya da özen göstermeye çalışıyorum (1 haftadır yani
Gecenin karanlığında, gözlüklerini takmış, kedi köpek dahil tüm ev halkını yedirmiş, yarının yemeğini pişirmiş, çamaşırlarını yeni sermiş bir kadın duruyor. Starmış mıtarmış bizim evde geçmiyor! Ne starı yahu! Ben anca bizim evden adım attığımda Işın Karaca kimliğine bürünebiliyorum 
Bunca yıllık deneyimden sonra biz kadınların süper güçler taşıdığına kesin olarak inanmaya başladım. Tamam evde bana gündüzleri yardım eden birisi var, ki Allah ondan razı olsun, ama bizim evdeki adamlarda bi tuhaf be kuzum! Eminim ki sizde de bulunuyor bu tek örnek canavarlardan, (hayır erkek düşmanı değilim, ama kabul edin anneleriniz sizleri zamanında çok fazla sevmiş!) Her şeyi benden bekliyorlar. Yemek, ütü, çocukla ders, alış-veriş vs vs vs… Bunlar yetmezmiş gibi kariyerime ve şarkıcılığıma zaman ayırmam lazım, sosyal olmam lazım ve bütün bunları yaparken sürekli gülmem lazım. Yani hem gündüz hem de gece mesaisi olan kadınlardanım. Yanlış anlamayın şikâyetim yok. Yok, ama hep imrenmişimdir bu filmlerdeki örnek ailelere. Evler yıkılan cinsten, çocuklar müthiş evlat ve öğrenci, koca evine ve de ailesine son derece bağlı, bir de bu yetmezmiş gibi dünya yakışıklısı “Aloooo kendinize gelin beeeee, gerçek dünya burası!” Benim zaten sinirlerim bozuk, pestilim çıkmış sabahtan beri kendime 2 saat zaman ayırmışım, ışıkları loşlaştırmışım, kahvem elimde, biraz kendimi salmak üzere DVD seyredeceğim! Ne karıştırıyorsun kafamı? Niye adamın huzurunu bozduruyorsun bana?
Hiç başınıza geldi mi bilmiyorum? Benim geldi valla. Başkalarının hayatlarından etkilenip kendi kendini gaza getirmeler ne kafası acaba? Hayat zaten yeterince zor değil mi? Her iki tarafın da hayat mücadelesi yok mu? Dışarıdaki savaş yetmiyor bir de salonun tam orta yerinde üçüncü dünya savaşını ne diye başlatıyorsun yahu! Ehhh? Eh si yok, kaşınıyoruz bazen!
Bunu sadece ben değil etrafımdaki kız arkadaşlarım da yapıyor bazen ama ne yapmak. İşin kötüsü sadece karşı tarafı değil, kendimizi de cezalandırıyoruz. Benim gerçekten tuhaf kız arkadaşlarım var. Geçen hafta, evden nadir kaçabildiğim bir gün Bebek’te en iyi arkadaşımla otururken, “Yok Işın, ben bugün Semih’in annesinden emdiği sütü burnundan getireceğim” dedi. Şaşırdın galiba” dedim! “Yok, Işın yeter, hep ben mi özveride bulunacağım bu ilişkinin yürüyebilmesi için? Ben mi taşıyacağım bütün yükü! İstemiyorum artık ya adam olsun ya da bu iş burada bitsin” gibi bir cümle kurdu bana! İşte bizim en büyük hatamız burada galiba, en son söyleyeceğimiz lafı cümlenin başına taşıyınca kıyametler kopuyor. Hepimizin içinde bir canavar yaşıyor, zamanın çoğu kontrol altında tutulsa da, bu canavar çıkmak için büyük çabalar sarf ediyor, çıkınca da bizleri saçmalamaya teşvik ediyor. “Gidince ne olacak” dedim? “Eğer bu adamı sevmiyorsan, sana dokunmasına tahammül edemiyorsan, seni dövüyor ya da aldatıyorsa zaten durma, ama bunların hiçbiri yoksa sen nereye hangi sebepten gidiyorsun? Mahkemede ne diyeceksin peki? “Çok yoruldum Sayın hâkimim, her şeyi tek başıma yapıyorum, kocam ve çocuğum benden çok şey istiyor, dayanacak gücüm kalmadı” mı diyeceksin? Gülmez mi o hâkim sana?” Güler tabi, hele erkekse katıla katıla güler çünkü bilir ki kendi evinde de aynı problemler yaşanmakta.
Her evde, her ilişkide problemler var, kimsenin dört dörtlük bir yaşantısı yoktur, keşke olsa, ama şartlar eskisi gibi değil ki. Çağın yeni hastalığı harıl harıl her şeyi yapmam lazım; tüm evlere girmiş durumda.
En son Kıbrıs’a gittiğimde anneanneme aşkın ve ilişki sürdürmenin sırrını sordum. Sonuçta tanıdığım, hayatı boyunca aynı adamla evli kalabilen ender insanlardandır. Canım anneannem ya. Nasıl şeker ve muzur. “Kızım” dedi, “Bu adam her şeyden önce benim en iyi arkadaşım oldu, 80 yaşına geldik, hâlâ ilk günkü gibi tartışıyoruz, hâlâ birbirimize küsüyoruz, ama en güzeli birimize asla hakaret etmiyoruz! Özür dilemeyi bildik, ben hararetli tartışırken deden hep alttan aldı, bende aynı şeyi yaptım, ben hep onun karısı oldum, annesi değil ve en önemlisi de asla saygı denilen çizgiyi aşmadık. Ve kuzucuk işin en güzeli ne biliyor musun; o yaşlı kartanoz hâlâ benim en iyi arkadaşım!”
Hepimize ders olsun. Bazen alttan almak büyüklüktür. Sabır ve aşkla kalın.
Işın Karaca
www.isinkaraca.com isin@isinkaraca.com
|
|
Bu yazı 13588 kez okunmuş
|
|
|
|