Dilek Dallıağ

Dilek Dallıağ

Mood'lar Arası Kadın

30.08.2011 11:12:47

Biraz Yukarı Çıkalım, Kendimizi Bulalım

2kadin.com >> Dilek Dallıağ

Uzun zamandır kendimle ilgili bir ruhsal – kişisel çalışmanın içindeyim. Bu öyle kısa zamanda bitecek yolculuğun keşfi değil vesselam… İnsanın hayatı boyunca kendini tanımasının sonu, dibi yok. Biz ise diplerimizi acılarımızın yumağında bulduğumuzu sanırken ve de tüm hayat oyun biçimlerine kanarken, aynalardaki göz bebeğimizle çarpışınca başlıyoruz yolculuğumuza…

Bir gecenin koynunda, bir sabahın ayazında, bir aşkın bitişinde, ayrılıkların ve ölümlerin o aynı acı şiddetindeki iç çekişinde ve belki de kim bilir anne – baba kucağından atlayarak yere çakıldığımız o ilk çocukluk günlerimizde… Başlıyoruz yolcukların o sarsıntılı ama uzun yıllar sonra nedenini araştırmaya gönüllü olduğumuz o kör, dip döngüsünde…”kuyu derin ip kısa” sözünü de yıllar sonra anlayıveriyoruz böylece… Aslında derinleşen kuyuya derinliğini katanın da sen olduğunu ama kuyunun derinliğine karşı ipinin kısa olmaması gerektiğini ve değişerek hayatta her türlü donanıma sahip olman gerektiğini de anlıyorsun.

Bu yolculuk öyle “hadi toparla bavullarını şehir, ülke, iklim değiştiriyoruz” kıvamında olmuyor ne yazık ki! Öyle diyorum çünkü gidilen her yol, varılan her yer senin tortularını da beraberinde götürmenle bir değişikliğe uğramıyor ruhunda… Durumların değişmesi tıpkı sabit durmayan, akıp giden bir bulut kümesi gibi duygularını izlemeyi fark ettiğinde başlıyor… İşte o zaman akıp giden bu cümlelerin, tuşuna bastığım klavyedeki her tek bir harfin yerini bulması gibi buluşuyor içinde bir yerlerde… Ve kendini de gökyüzünün sonsuz derinliği gibi izlediğinde çoğalacak bulut kümeleriyle birlikte o tam yüreğinin ortasında bir yerlerde duygu biçimleri de şekilleniyor bunu bilince…

Tabii bunları fark etmek de çabuk olmuyor… Öyle benim burada akıp giden cümlelerim misali de hızlı geçmiyor aslında… Mesela klavyede bastığın harfler birbiriyle buluşup bir sözcüğü, bir cümleyi öyle hemen oluşturmuyor tam anlamıyla hemen duygu ve yaşam biçiminin içinde… Bir günde de olmuyor işte tamamlanmak öyle… Bir harfin yanına olamayacak diğer harfi koymak gibi ise hiç olmuyor… Mesela “hayat benim” yazacaksan önce ilk yazdığın ‘h’ harfinin yanına ‘ğ’ gelmiyor… Ama deniyorsun tüm bu harfleri, önce okulda sana öğretiyorlar. Ama sonra kendi cümlelerini yaratmak için yollar arıyorsun ha bire… Ezbere ve bilinene de giriveriyorsun çok zaman… Taklit ediyorsun hayatları sonra kendi yolunu bulana kadar… Kitaplarda, okullarda öğretilen bilginin dışına çıkmayı istiyorsun kendini bulmak adına… Çünkü hiçbir şeyin sadece bilgiden ibaret olmadığını görüyorsun… İşte o zaman kaldırıyorsun kafanı izliyorsun bulutları, mavi gökyüzünü, karanlık gökyüzünü, uçan kuşları, giden uçakları, bir uçurtmayı… Ve biriktiriyorsun içinde bildiğin tüm kavramları…

Seçimlerine karar vermen de bir süreç… Ne istediğine, ne istemediğine… Bazen çoktan seçilmiş, yaşamak istemediğin bir yaşantının içinde mutsuz, gönülsüz ve sanki ‘doğru’
Buymuşçasına yaşar buluyorsun kendini. Ve onlar hiçbir zaman senin doğruların olmuyor… Ve sen kendi doğrularını yaşamak adına, çok zaman aynı şeyler yapıp farklı sonuçları bekleme deliliğinde öyle gidip geliveriyorsun kendi yörüngen sandığın toplumsal kabul görürlülüğünü de yitirmemek için içinde bir yerlerde…

Peki, bu gökyüzündeki bulut kümelerinin akıp gitmesi, kuyunun derinliğinin ipe denk olması, öğrendiğimiz alfabedeki harflerin cümlemizi oluşturmak adına bilindik anlamı dışındaki bizdeki ifadesini yaratmak, farklı sonuçlara ulaşmak adına aynı şeylerin deliliğini yapmadan mutluluğumuz ve kendi hayatımızı yukarı taşımak adına neler olmalı sizce?

1-) Öncelikle içinizdeki sese kulak verin… O tüm zihninizden geçen tüm seslerden daha çok sizi doğruya yönlendirecektir… Ve zihninizden geçen her şeye inanmayın! Sadece içinizdeki sesin doğrultusunda yaşayın… Suyun üzerindeymişçesine sessizce akıp gidin…

2-) Olumsuzlukların üzerine gidip, direnç göstermeyin. Durumu reddetmeyin! Bırakın ve kabullenin. Çünkü her şey değişir, bulutlara bakın o vakitlerde. Hep gökyüzünde sabit kalmıyorlar öyle değil mi? Her şey değişir, iyi olan gider, kötü dediğiniz gelir ama bunların hiçbiri böyle kalmaz!

3-) İnançlı olun. Hayatınıza dair bir yaratıcı gücün ve sizden üstün gücün varlığına inanın. Bu size daima güç verecektir.

4-) Umutlu olun ve umut verin! Çünkü bu dünya ancak umudunuzla varlığını devam ettirecektir.

5-) Sevmek en büyük şifadır. Sevin ve sevilin. Göreceksiniz her sevdiğiniz size aynı karşılıkla geri dönecektir. Biliyorum herkesi ve her şeyi sevemem diyorsunuz. Oysa bu dünyadaki tek amacımızın sevmek-sevilmek olduğunu göremiyorsunuz. Koşulsuz sevgi her zaman içinizde yerini bulacaktır. Siz sevmeyeceğinizi düşündüğünüzde bile sevgiyle yaklaşın bir süre sonra zihninizdeki yanlış düşünceler yüreğinizde doğruyla yer değiştirecek, şekillenecek ve her şey değişecektir.

6-) Ne düşünürseniz düşünün ama siz düşünün. Başkalarının fikirleri ve yaşantılarıyla hareket etmeyin. Sonra kendinizi yönetemez hale gelirsiniz ve yaşım geçti eyvah! Bu saatten sonra yeni bir hayat kuramam paniğiyle size ait olmasını istediğiniz ama cesaret edemediğiniz yanlış kararlar verebilirsiniz…

7-) Korkmayın! Cesaret tüm korkunuza rağmen eylem yaptığınızda sizi, sizin doğrunuza götürecektir.

8-) Dünyaya, doğaya ve yaşayan tüm canlılara karşı nazik, şefkatli ve merhametli olun. Emin olun o da size karşılığını aynı şekilde verecektir. Tıpkı sevgi örneği gibi…

9-) Mutlaka ahlaki ve insani değerleriniz olsun. Bu uğurda yaşayın mesela! Bu seçimi yapabilmeniz yine toplumun onayı ile olmayacak tabii ki. İçinizdeki sizi tanıdıkça ve fark ettikçe değerlerinizdeki doğrunuzu siz yaratacaksınız.

10-) Sağlıklı yaşayın! Uykunuzu alıp dinlenmek, aç kalmadan düzenli beslenmek ve spor yapmak hayatınızdaki düsturlardan olsun… Bu hayat kalitenizi oluşturan faktörlerdir. Beden ve ruh sağlığı ile gelecek mutluluk ayrıca bunlara bağlıdır.



5328
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
23 Mayıs, Çarşamba 2012