Beden eğitimi, müfredatın temel taşıdır!

04.12.2010 11:53:23

Beden eğitimi, müfredatın temel taşıdır!

2kadin.com >> Güncel

Beden eğitimi, müfredatın temel taşıdır!
BUNU yapamazsınız! Beden eğitimi dersini müfredattan kaldıramazsınız! Birincisi, hamburger ve bol GDO'lu hazır tatlılar dışında bir şey tıkınmadıkları, karnıbaharı çiçek, pırasayı ışın kılıcı zannettikleri için, obeziteyi sivilcelerden daha yaygın bir sorun olarak yaşayan günümüz gençliğine yapılan en büyük kötülüktür! İkincisi, benim ve birçok arkadaşımın, ömrümüzde, haftada bir de olsa düzenli bir spor hayatımız olan, bungee jumping dışında aşağı yukarı her sporu mecburen denediğimiz yegâne dönemi, bir kalemde silip atamazsınız. Biz o eziyeti çektik, şimdiki lapacılar da çekecek arkadaş! Değil mi ki, ben bir yılda 15 santim boy atmış halimle, elini kolunu kontrol edemeyen, düz yolda yürürken takılıp düşen bir ergen olarak denge tahtasına çıkıp, 'zaarif' hareketlerle performans sergilemek durumunda kaldım, onlar da yapacak! O denge tahtasından kaç kere kafamın üstüne düştüm ve nasıl sersem olmadım, Allahın bir hikmetidir. Bugün o beyin hasarına rağmen senaryo yazabiliyor ve yardımsız yemek yiyebiliyorsam, muhtemelen kafatasımdaki birkaç 'yaratıcılık' ve 'koordinasyon' merkezini, spor salonunun zeminine 'küüt' diye çarpmamış olmamdandır! Yoksa beynimin hasarsız orijinal haliyle, belki bugün kansere çare bulmuştum.

HALATA NEDEN TIRMANDIK?
Eğitim hayatım boyunca matematiği, beden eğitimine tercih eden yüzde 3'lük öğrenci dilimindeydim. Basket yoruyordu, jimnastik bana göre değildi, takla atmak 'ters' geliyordu, halata tırmanmak, "Bu yetiyi bir daha hayatımda nerede kullanacağım acaba?" diye düşünmeme sebep oluyordu, denge tahtası gerçek bir kâbustu ve dünyanın en lokum öğretmeni Recebiye Güzelocak'a rağmen, beden eğitimi derslerine hiç ısınamadım! Yine de hakkını teslim etmeliyim, haftada bir mir, düzenli spor yapıyordum kendime göre! Sonraki yıllarda ailemin de teşvikiyle, hep seveceğim bir spor aradım. Spor yapmayıp gardırobunda bu kadar farklı dalın giysi ve aksesuvarı olan kimse tanımıyorum. Tenisten kayağa, yogadan aerobiğe, trekking'den pinpona, her şeyi denedim, inanın. Çoğunu sadece bir kez! Bir tek dansı sevdim ve hayatımın geri kalanında, daha çok gece geç saatlerde, çeşitli lokallerde arkadaşlarımla bu sporu yapmaya disiplinle devam ettim! Bedensel aktiviteye olan bu mesafeme rağmen, şu anda hâlâ "Yahu spora başlasam keşki," diye çabalamamın nedeni ne zayıflama arzusudur ne de dinç olma. Birincisi bu boyla şişman sayılmam için en az 10-15 kilo almam lazım ki, ancak şimdinin beden dersinden yırtan ergenleri tarzında beslenmekle mümkün! İkincisi, spor beni dinçleştirmiyor ki, yoruyor!

VİCDAN AZABINDAN YÜZÜYORUM
Gün içinde aldığın kalori belli kardeşim, bunun bir kısmını spora harcayınca, diğer işlere daha az takat kalıyor, yalan mı? Matematiksel bir şey. (Hoop geldik mi yine matematiğe!) "Hâlâ spora iyi niyetle bakmamın ve birkaç ay önce yüzmeye başlamamın tek sebebi, o geçmişteki beden derslerinin verdi kahrolası vicdan azabıdır!" diye düzeltelim. O sayededir ki bugün, düzenli bir spor hayatım var ve 10-15 günde bir yüzüyorum. Ancak dalgaların sultanı olarak ne kadar kalori yaktığımı maalesef hesaplayamıyorum, zira internet üzerinde benim yüzme hızımla yapılmış bir hesaplama bulunmuyor. Benimkini yüzme değil de daha ziyade havuzun arıtması tarafından yaratılan dalgalara kendini bırakarak, akıntıyla gelişigüzel sürüklenmek olarak nitelendirebiliriz esasında. Olsun. Ben sporun mayasını beden eğitimi dersinde almışım arkadaş. Esas onun yerine bundan böyle 'Spor, kültür ve sanat' okuyacak ergenler düşünsün. Ki ne menem bir ders olduğunu merak ediyorum, çünkü 'Spor, kültür ve sanat' deyince aklıma Anna Kournikova- Enrique Iglesias ve David-Victoria Beckham çiftleri dışında bir şey gelmiyor. Su sporlarındaki bu başarımı kanıksadığım için, tatmin olmayıp, son olarak, şu eğimli tabanlı yeni icat ayakkabılardan aldım bir çift. Hani söylenenlere göre boyun ve bele iyi gelen, bacakları çalıştıran, kilo verdiren, selülitleri yok eden spor ayakkabılardan. Pabucumun tabanına büyükçe bir taş sıkışmış gibi bir his dışında etkileyici bir durum yaşamadım! 'Spor yaptıran mucizevi ayakkabı' deniyor ama yürüyecek olan sonuçta yine sensin! Otururken kilo verdiren, selülitleri yok eden ayakkabı bulun bana, esas icat diye ona derim! İşte o zaman kaldırın beden derslerini!

Gülse Birsel / Sabah

1352
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
23 Mayıs, Çarşamba 2012