Sevdanur Işık

Sevdanur Işık

OkU`YoRuM & YaZı`YoRuM

08.06.2011 11:28:34

Babam

2kadin.com >> Sevdanur Işık

Güler yüzlü olmalı erkek...
İşten yorgun geldiğinde, kapıyı çalmadan birkaç dakika durmalı, soluklanmalı ve sırtındaki tüm ağırlıkları kapının önünde bırakarak girmeli evine...
Yolda gelirken, çocuklar veya eşi için ufak bir meyve veya çikolata almalı eline...
Sevgiyle girmeli ki evine, sevgiyle kucaklansın ...
Sabah ağır sorumluluklarının bilincinde, ama mutlu kalkmalı, yine tebessümle açmalı gözlerini...
Sıkıntısı çoğalınca; evin sessiz bir kösesine çekmeli eşini hafif kederli mırıldanmalı içinden geçenleri...
Ama umutsuz değil.... Umut olmalı onun yaşamı....
Evin direği ya! ... Çöktürmemeli duvarları...
İster eğitimli, ister eğitimsiz, bilmeli ailenin değerini...

Öyleydi babam...
Mutlu gelirdi her daim eve...
Upuzun boyu vardı babamın...
Bazen eğilir, kısalırdı sanki boyu...
Anlardık ki omuzlarında ağır yükler var o an...
Dudaklarından bir `of` duymadık son anına kadar...
Kızlarını şımartır, oğullarını mesafeli korurdu....
Öyle görmüştü ... Öyle yetişmişti...
Bir dağ köyünde büyümüş ama alabildiğince hoşgörüyle dolu yasamıştı...
O sert görüntüsünün altında yumuşak, koruyucu sakin biriydi babam....
1925 doğumluydu....
En tutucu, en zor, en fakir, dönemlerin adamıydı babam...
Ama zamanına meydan okuyacak kadar acık görüşlü...
Demek ki yer zaman mekan değilmiş insanları yobaz, tutucu, hoşgörüsüz, çıkarcı, nankör yapan....
Aldığı terbiyeymiş meziyetlerine meziyet katan....
Eğitim gerçektende adamı adam yapmıyormuş. Öğretti yıllar bana... Gerçekten atalarımız ne söylerse doğru söylermiş:

Abdal ata binince bey oldum sanır, şalgam aşa girince yağ oldum sanır ....mış.

Köyden göç etmiş babam. Önce tek başına sonra, almış çocukları, eşi.... O zamanın İstanbul`u! Hayat çok zormuş, çok çalışmış babam... Yılmadan usanmadan... Kendine ekmek veren İstanbul`a hiç bir zaman yapmamış nankörlük... Küçük semtlerde oturmuş. Mahalle dedikoduları, baskıları o zamanda varmış.... Dar Pantolonların, apartman topukların moda olduğu o dönemlerde, küçük ya semt, çok ya babamda kız evlat. Mahalleli baskı yapmış;
Giydirme kızlarına o kıyafetleri, diye...
Babam aldırmamış kimseye. Yürek verdim ben kızlarıma!
Edep verdim yavrularıma!
Pantolon giyecekler elbet, erkeklerle mücadele edecekler.
Etek onların hakki.
E e e e e yüksek ökçelere gelince, yakışır güzellerime....
Ses yok kimsede. Cevaplar alınmış. Kapılar kapanmış, yeni dedikodulara kulak kabartılmış, beklenir durulur.... Ama saygısı kazanılmış o dar çevrenin... Hatta örnek olmuş bazılarına... Namusun yürekte, beyinde olduğu tekrar hatırlatılmış bir avuç insana....
Demem o ki;
Zaman ve tarihler, yasamlar çok az değişikliklerle tekerrür ediyor.... Bazen ağır sonuçlarla, bazen çok hafif bedellerle, ama tekrar tekrar yaşanıyor....

Babalar sakin, mutlu, ılımlı olmalı hayatta... Annelerin çocukları yetiştirdiği söylense de, örnek alınan babalardır her ailede.... O yüzden sıcak kalpli, aydın, hoşgörülü ve mutlu babalar olmalı çevremizde.... Kızlarına kucak dolusu sevgi vermeli, oğullarının mutlu erkekler olarak yetişmesini sağlamalı... Yükler, sıkıntılar yıldırmamalı babaları.... İsten eve döndüğünde cebindeki birkaç bozuk parayı sevgiyle vermeli evin en küçük kızına... Büyüklere, kalmayan parası yerine, kucak dolusu hoşgörü, sımsıcak gülümseme ve içten gelen bir sarılma vermeli...

Benim babam gibi olmalı her baba....
Demeli çocuklar

1192
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
22 Mayıs, Salı 2012