|
|
|
|
|
|
|
|
Ben hep isterim ki; Sen başkalarına benzeme sakın! Bilmediğim kelimeleri özlemişliğimden, Duymadıklarımı duymak isteyişimden, Ve belki sağlam duruşlara hasretliğimden... Bir sis bulutunun içinde attığın adımlar kadar gerçekçi, Ve o duruştaki kadar kararlı, Esnemeyen, Bükülmeyen, Kıvırmayan, Kıvrılmayan, Hani insan ister ki, Yalan olmasın, Kadın ister ki, Duman olmasın... Karışmasın kafası, Netliğe hasretliğinden. Ve erkek der ki; “At, avrat, silah...” Hangi kadın durup da düşünmez ki, Şehrimin gecelerinde bilmem kaç promil sarhoşluğunda oraya buraya takılan bakışları hatırlayınca, Atın yerine, yere yakın arabaların ani fren duruşlarından ödü kopunca, Avradın yerine süzüm süzüm süzülen ve oynak bakışları, Silahın yerine de kuru sıkıyı koyunca, Ve bu manzarada, Hangi kadın istemez ki, "Sen başkalarına benzeme sakın! Hep böyle kal; başkalarına uzak, bana yakın... " İster tabi!
|
|
Bu yazı 1695 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Okurken çok düşündüğüm ve bir sonraki satırı merakla beklediğim, çok ''kendi'' olan, kendi ''kimliği'' olan bir paylaşım olmuş.. Ama sonbaharı üşüttü beni.. Yanında olduğumuzu savunurken bu kadarmı yalnız bıraktık acaba ''Sevgiliyi''.. Aslında her kadının istediği ama bir türlü cümleleyemediği, cümleyememişliği cahilliğinden olmayan, korkuyor olmasından içindeki kaybolmuşluktan yada karşılıksız kalabilme ihtimallerinden.. Bir ''yazı'' uzunluğunda olsun istemedim yorumum.. Ama çok beğendim, tutamadım yazdım hepsini.. İçindeki kadına iyi bak, bize okutacak çok yazıları olsa gerek.. Mutlu kal
|
|
|
|
|
| 1 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|