|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Can Dündar'ın dediği gibi bu devirde kadın olmak zor,’Yarı hamile olmak’ gibi birsey…
Ama inanın bu devirde Amerika’da yurdum kadını olmak akıllara ziyan bir durum.
Yarı hamilelik de neymiş? Sürekli bir düşük hali yaşıyor burdaki kadınlar.
Hamile kaldım diye sevinenler, istemeden hamile kalanlar ne tür hamilelikse bu sonu hep düşükle bitiyor.
Yaşamları, hayalleri, standartları hersey düşük.
Buna rağmen ne yaşadıklarının veya yaşamadıklarının farkında olmadan hep memnun gibiler hayatlarından.
Sanki ABD’de yaşamak tüm olumsuzluklara rağmen yurdumda yaşayan, yurdum kadınından üstün kılıyor onları.
Ama ne hikayeler, ne küskünlükler, ne aldanmışlıklar daha neler… neler dolduruyor hayatlarını bir bilseniz…
Ne hikayeler var buralarda, yaşanan her çatı altında! Yaban ellerde yaşayan kadınlarımızın çoğu, vatanından uzakta olmanın etkisi mi nedir bilinmez, birçok kadının duyduğu endişelerden arınmış yaşıyorlar.
Mesela; güzel olma, güzel görünme kaygısı yok onlarda. Bu bir kenara, aynaya bakmayı bile unutmuş birçoğu. Çünkü onların kendilerine göre daha öncelikli problemleri var. Çünkü onların diğer göçmenlerden farkları var. Çünkü onlar ilticacı kocaların, eşleri…
İlticaci veya göçmen bir kocanın eşi olmak, beraber olduğu o yabancı kadının kuması olmak…
Kocam dediği adamın ondan ne zaman ayrılacağını bilememek ve hatta ayrılmak istiyor mu bundan bile emin olamamak...
Veya beraber bu zor yaşamın tam üstesinden gelmek üzere iken, tam da rahata kavuşacakken, tam da kuma olmaktan kurtulmuşken, aniden ortaya çıkıveren Amerikalı, Meksikalı, Yunan, Perulu v.s yeni bir sevgilinin şokunu yaşarken…
Evet işte bu zamanlarda onların kaygısı Can Dündar’in dediği, ‘Hem saygıdeğer eş, muhteşem ev sahibi, başarılı iş kadını, hem de oruspu olmak’ değil.
Onların kaygısı bir kaybolmuşluk içinde, yabancı bir ülkede, ‘tanıdık olan’ tek şeyini kaybetme korkusu..
Bazen kendinden daha fazla değer verdiği..
Farkında olmadan ama isteyerek yaşamını sunduğu..
Hic bir zaman karşılığında ne beklediğini bilmediği..
Belki de bir kere bile’sevgilim’ demediği..
Ondan ‘sevgilim’ kelimesini duymayi beklemediği..
O adina ‘koca’ dedigi şeyi başkalarıyla paylaşma korkusu, kaygısı .
Iste yaban ellerdeki kadınların sürekli düşük yapması bundan… Bu korkulardan ve de kaygılardan…
|
|
Bu yazı 962 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
ha amerikada ha türkiyede... ne değişiyorki... hayatı paylaşmaya söz veriyorsun, birbirini paylaşmaya değil... ama gel de anlat erkeklere... bir de kadın sineye çektikçe işlerine geliyor çoştukca çoşuyorlar. sözden dönmenin bir yargılanması ve cezası olmalı mutlaka! ama nasıl...
|
|
|
|
|
|
|
|
| 1 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
| |
|