|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
22 Nisan 1919... İstanbul işgal altında... Vatanın tamamı işgal altında... Musafa Kemal’in Samsun’a çıkmasına yirmi yedi gün var daha... Bir ulus devrimini arıyor... Bir ulus, devrimini yalnız silahlara sarılarak mı arar?
Bir kadın yüreği, tek başına, kocaman bir devrim için çarpıyor...
22 Nisan 1919, Afife Jale, işgal altında İstanbul’da, müslüman kadının sahneye çıkması yasak olan bir ülkede, Kadıköy’de, Apollon Tiyatrosu’nda sahneye çıkıyor... Bir kadın, Mustafa Kemal’den önce tutuşturuyor ulusun devrim ateşini... Zaptiyeler, olayı duyar duymaz tiyatroyu basıyor. Darülbedayi yöneticileri sorgulanıp, uyarılıyor...
Afife Jale o gece yaşadığı duyguyu şöyle anlatıyor... "Hayatımda mesut olduğum ilk gece... Sanatın, ruhuma verdiği güzel sarhoşluk içinde idim. Oyunda güzel bir sahne vardır; ağlama sahnesi... Orada taşkın bir saadetle ağladım. Sahiden ağladım... Alkış, alkış, alkış... Perde kapandı; açıldı, bana çiçekler getirdiler... Muharrir Hüseyin Suat bey, kuliste bekliyormuş; ben çıkarken durdurdu; alnımdan öptü: "Bizim sahnemize bir sanat fedaisi lazımdı; sen işte o fedaisin." dedi”
Afife Jale o geceden sonra zaptiyelerin tehditlerine aldırmadan, sahneye çıkmaya devam etti... Fakat, sahneye çıktığı her defasında tiyatro baskınlara uğradı... Afife Jale, her defasında arkadaşları tarafından bir yerlerden kaçırıldı...
Ne var ki, takip sonucu günün birinde sokakta yakalanacak ve götürüldüğü karakolda yapılan sorguda, zaptiye amiri; “Dinini, milliyetini unutan sen misin?” diyerek hırpalayacaktır Afife Jale’yi... Dahası kendi ailesi, öz babası “Sen artık fahişe oldun” diyerek Afife’yi evden atacaktır...
Ulusun kurtuşu için Samsuna çıkan Mustafa Kemal, İstanbul saray yönetimi tarafından askerlikten atılıp, idam cezasına çarptırılırken, kadının varoluş savaşında büyük bir devrim ruhuyla sahneye çıkan Afife Jale, fahişelikle suçlanıyordu...
Afife Jale, yaşadığı tüm acılara direnerek, karanlık kafaların saldırılarına göğüs gerdi. Sonunda kazandı... Sonunda Mustafa Kemal de kazandı... Ve, 1923’te Mustafa Kemal’in önderliğinde, yeni meclisin çıkardığı yasa ile, müslüman kadınlar sahnede ve sanatın her alanında olma özgürlüğüne kavuştu...
Afife Jale’nin ömrü acılarla geçti... Yaşadığı büyük buhranların ortasında, büyük aşklar da yaşadı Afife Jale... Selahattin Pınar’la yaşadığı aşk, dillere destandır... Ünlü bestekar; “Nereden Sevdim O Zalim Kadını” gibi bir çok eserini Afife Jale’ye yapmıştır...
Geçen haftaki yazımda kadınımızın içinden bir Lady Godiva çıkmamasından yakınmış ve kadınlarımızın kişel varoluş ruhundan yoksun oluşundan söz etmiştim... Sonra, Afife Jale geldi aklıma... Özellikle bu günün kadınına anlatılması gereken yaşamıyla, Afife Jale’yi hatırlamanın öneminin farkına vardım... Ve bir film projesi olarak Afife Jale’nin hayatı üzerine senaryo çalışmaya başladım...
Senaryoyu çalışırken, seksen beş yıl öncesinin İstanbul’u ile bugünün İstanbul’unu ve seksen beş yıl öncesinin kadını ile bu gününün kadınını zihnim elimde olmadan karşılaştırıp duruyor... Ve cevabını kadınlara bıraktığım sorular sıralanıyor yine ar arda aklımda...
Kadınımız daha güzel bir dünya için neden bir şeyler yapmıyor? Kadınlarımız, neden kendilerinin büyüttüğü erkeklerin koyduğu kurallara körü körüne boyun eğiyor? Ve milyonlarca kadınımız, içinden yeni bir Afife Jale çıkarmak için daha ne kadar bekleyecek?
Ulaş AK
|
|
Bu yazı 5402 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|