Cihan Hatipoğlu

Cihan Hatipoğlu

b'AŞKa Şarkılar...

20.03.2010 06:16:18

Şükürler olsun yokluğuna!

2kadin.com >> Cihan Hatipoğlu



Daima "iyi" insanlar ile karşılaşmanız dileğiyle...

( Sertab Erener "Yolun Başı" şarkısı eşliğinde okunabilir.)

Hayatımın en güzel günlerini hep kutladım. Doğum günleri en baştaydı tabii ama, sevgililer günü,anneler günü,babalar günü… ne kadar özel gün varsa kutlamaya değer, hiç atlamadım.
Yalnız bana ait olanları değil, tanıdığım en güzel anneleri aradım anneler gününde. En yürekli babaların ellerini öptüm. Gördüğüm en sahici aşkları kutladım. Çoğu şeyi tutamam aklımda ama,kimsenin doğum gününü unutmadım. Bana özel günleri de hep sevdiklerimle paylaştım.

İşte öyle özel bir gün; 20 Mart 2010. Doğum günüm de değil üstelik ve sadece bir kez kutlanacak ömrümde, o da bugün.

1yıl önce 20 Mart akşamını 21’ine bağlayan geceydi. Sıçradım uykumun en güzel yerinde. Yanımda yatan, yıllarımı verdiğim, nefes alışından bile tanıdığımı sandığım adamı uyandırdım ve tanıştım onun daha önce hiç göremediğim en sevimsiz haliyle.

“Önce resimleri duvardan kaldırdım, çay içtiğin bardağı rafa sakladım.
Giydiğin ne varsa bir bir katladım, bir damla yaş düştü, çok ağlamadım"


O geceden sonra bize ait ne varsa silindi hafızamdan, ona özel renkleri görmedim bir daha… Tahammülüm de yoktu zaten siyahın en karasını tekrar tekrar yaşamaya. İlk defa o gece tanıştığım bu adam sayesinde iyiye ve güzele ait ne varsa siliniverdi bir çırpıda.
Üzerinden geçen 365 koca günün, o yabancı adamın lanetini hayatımdan alacağına inanarak kutluyorum bu günü bütün sevdiğim dostlarla…

Tam 365 gün önce karar verdim vicdan’ın bir insanda olabilecek en önemli değer olduğuna. Vicdan yoksa içinde, insan denmez o uzaktan sana, bana benzeyen varlıklara. İhanetle tanıştım tam 1 yıl önce bugün! Yok ihanet dersem hafife alırım, gözlerime bakmaya cesareti bile olmayan bir kalleşti benim gördüğüm..İhanet olamazdı sadece can yakan. O ancak iki kişi arasında yaşanan basit bir sadakat sorunu kalabilir benim yaşadıklarımın yanında. Her şeyimi emanet ettiğim hatta feda ettiğim ve koşulsuz güvendiğim bir adam bir katile dönüştü ve etrafındakilerde itinayla faili meçhul süsü verdiler bana.
İhanet ? – “Buz dağının görünen ufacık kısmı” yani…
sizin anlayacağınız.

Sustum… Tam 365 gün, çıt çıkarmadan…
Beni sadece basit bir ihanetle yaralanan bir zavallı gibi göstermeye çalıştılar, sustum…
Benim için manasızca üzüldüler, sustum…
Hiçbir şey bilmeden arkamdan konuştular hatta güldüler, sustum…
Hep yanıldılar. Gerçeklerle yüzleşmek zor geldi herhalde, soramadılar.
Kendilerinin bile delice korktuğu gölgeleri, benim ışığımı söndürebilir sandılar, ama olmadı, yine başaramadılar!

Çok şey kaybettim… parayla satın alabileceklerimin yeri doluyor da, iyi niyet ve güven kelimeleri hiç bir şey ifade etmez oldu artık bana. Üstelik sadece ben de değilim uykusuz bırakılan. Yalanlarla örülü dünyalarında kimlerde ne derin izler bıraktılar da saklandılar yine kuytularına. Neyse ki kaybettiklerimin lafını bile etmem paha biçilemez yokluklarının yanında.
Şimdi durup bakıyorum da, bir insana her şeyiyle güvenmek mi? ….
– Çok Saçma!

Benim günüm bugün, kutluyor ve sıramı savıyorum. Diğerleri de yaşayacak vakit geldiğinde. Ben sonunu bildiğim bir filmi izliyorum sadece.

“Kokun uçtu gitti açık camlardan, sevdiğin şarkıyı hiç söylemedim.Korkmuyorum sensiz akşamlardan.
Sevdiğimi unut, özleyemedim!"


Biten bir aşktan geriye ne kalabilir sizi yaralayacak?
Bir kaç resim, bir şarkı, belki bir iki mektup. Ya da en fazla karşılaştığınızda canınızı yakacak ortak bir arkadaşa denk gelebilirsiniz. Bunlar ayrılığın en tatlı acısıdır. Özlersiniz… Tadı da buradadır zaten, hala sevmeseniz özleyemezsiniz çünkü... Bunlar iyi çocukların oynadığı güzel aşk filmlerinde olur- muş.

Başrolde kötüler olduğunda ne olur peki?
Asla hayal edemeyeceğiniz “dertler”çalar kapınızı. Keşke bir ortak arkadaş çıkagelseydi de sarılıp ağlasaydınız en fazla diye düşünürsünüz. Sizin yüzünüzden gelse o “dertler” al kardeşim ne var ne yok götür evimden de dersiniz belki. Ama bitmiş bir aşktan geriye kalansa, öylece bakakalırsınız. O eve, o eşyalara, o "dertlere" ve işte o yabancıya ait bir daha görmek istemediğiniz o simsiyah renge. Aşkınızdan kalan bir pul bile yoktur verebileceğiniz, sadece size ait olanları verirsiniz hiç tanımadığınız kişilere, hiçbir zaman yanınızda olmayan biri yüzünden hem de… Ve siz bunca şeyle baş ederken, sadece basit bir ihanetle kahrolduğunuzu düşünenlere gerçekten acırsınız. O sırada “dertler” evinizi başınıza yıkar da gider, Siz ise boş bir salonda, bomboş bir odada… Uyuyamazsınız… Üzüntüden değil ama. O adamın nasıl uyuyabildiğini düşünmekten!
Aslında suçu tamamen ona yüklemek de haksızlık olacak belki, hani derler ya “armut dibine düşermiş” ve hayatta bazı değerler sadece aileden öğrenilmiş… Ne acı ki Tanrı ona bu konuda bana sunduğu cömertliği göstermemiş!

Sonu asla görünmeyen bir boşluktur o anda her şey, kimseye güvenilmeyecektir artık. Bizzat yaşayarak anlaşılmıştır nasihatlerin söyledikleri. Oysa bunlar yerine, sadece birkaç fotoğrafa bakıp özleyebilmeyi ne çok isterdiniz sizde! benim gibi…

En çaresiz, en korkak,en başa çıkılmaz durumdayken anlarsınız ne kadar güçlü olduğunuzu, başka zaman değil. O gerçek, o simsiyah boşlukta fark edersiniz nefes alıyorsanız, toparlanmak hiç de zor değil… Vakit daha çok erken sanıldığı gibi geç de değil!

“Sen haylaz rüzgârlar önünde şimdi!
Sevdanın yükünü attım omzumdan”


İşte böyle bir 365 gün. Yalana, dolana, nefrete, hainliğe doyduğum. Aldığım her nefeste güçlenerek kendime yıkılmaz kaleler ördüğüm… Geçip giden ve nihayet biten koca bir yıl'ı ömrümün!
365 gün süren bir okuldan gerekli dersleri alıp, alnının akıyla mezun olan bir öğrenci gibiyim şimdi. Final kâğıdında en yüksek notun altında adım yazıyor. Kutluyorum kendimi ve lanetin süresini doldurduğu için, bu tarihi.

Yazdıklarım üç sayfaya sığdı belki, ama yaşadıklarım bir yıla dar geldi. Kimi kırkında aldı benim aldığım dersleri, kimi böylelerini hiç görmeden göçüp gitti.
Öyle büyük bir sınavdan geçtim ki, yaşamayanlara örnek olsun diye, yazmasam olmazdı.
Başardım ya sonunda, kutlamasam hiç olmazdı!

“Sen sandığım şey belki benim yüreğimdi!
İyi ki dönmüşüm yolun başından!!!”


Dönüp bakıyorum şimdi; ben de ayrılan her sevgili gibi paylaşılan onca yılın hatırına adını tebessümle anmayı ve seni iyi hatırlamayı dilerdim…
En azından bir kişiye gerçekten aşık olabildiğini bilmeyi ya da içten bir bakışını görebilmeyi isterdim sahne gülen fotoğraflarında.
Gerçekten acıyorum sana.
Ne kadar saklanabilirsin ki… Bir gün uyurken seni yakalayacak, kâbusun olacak, yalanlarını her gece yüzüne vuracak vicdanından ne kadar kaçabilirsin?
Elbet bir gün yakana yapışacak günahların, aldığın ahların bedelini ödeyebilir misin? Herkesin kör olduğunu varsayarak daha ne kadar gizlenebilirsin?

Çok az kaldı, hadi vakit varken kandır onları, aldat yine en masum aşkları.
Göster numaralarını bir bir seni adam sananlara!
Onlar yalan gerçeğinle yüzleşene kadar sana hayran hayran baksalar da; ben hayatımda olmadığın için her gece şükrediyorum Tanrı’ya.

Cihan Hatipoğlu.

http://cihanhatipoglu.com/

http://twitter.com/CihanHatipoglu

Mail:
cihan@cihanhatipoglu.com

8488
defa okundu
 
Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
10 Şubat, Cuma 2012