Teoman Kumbaracıbaşı

Teoman Kumbaracıbaşı

acaipademler

20.08.2008 14:48:25

Çiçek almayı bilmeyen bir adam…

2kadin.com >> Teoman Kumbaracıbaşı

Yani uzun senelerdir çiçek alıp sevdiklerine götüren adamları hayranlıkla seyretmişimdir.
Bakakalmışımdır arkalarından.
Çünkü benim için "seni seviyorum" demekten çok daha zordur çiçek almak.
Belki anlatamamışımdır. Hangi çiçeği almalıyım sorunu değil.
Çiçek alınır ama söz konusu çiçeği sevdiğime samimiyetle, içtenlikle, yalansız nasıl verebilirim.
Aslında burada 'benim hislerim, benim duruşum, benim algılarım' bencilliğinin kalıntıları da var.
Otobanda çiçek satanlar görüyorum. Ve o kır çiçeklerini alan onlarca adam.
Yanında sevdikleri olduğunda bile tereddüt yaşamadan güle oynaya çiçek alan adamlara,
hatta sevdiğinin yanında bile 3-5in pazarlığını yapabilen adamlara hayranlığımı tarif edemem.
Bense hep bakan olmuşumdur.
Eylemsiz dakikalarca çiçek dükkanlarının önünde durup,
hem alışveriş yapanları seyrediyordum
hem de çiçek almak için cesaret toplamaya çalışıyordum.
Ve kendime kendim için özel bir şey alsam bu kadar tereddüt yaşamam ihtimalle
çünkü kendi kendime yaptığım samimiyetsizliği hoş görebilirim.
Ne yapalım ben de kendime "bu kadarım" der geçerim. Ancak söz konusu sevdiğim...
Kendime kendim için gösterdiğim hoşgörüyü onun için göstermem mümkün değil.
Bu zor bir cümle oldu anlatmak istediğimin tam tersi de algılanabilir.
En azından kendi anlayacağım bir hale sokmalıyım.
Sevdiğim için özel bir şey yaptığımda samimiyetimi o kadar sorgularım ki,
kendime karşı hoşgörülü olma ihtimalimi ezer geçerim.
Ve tüm bu 'kendi penceremden bakmalar'
samimiyetsizliğimin
kendim tarafından en acımasız engizisyon işkencecilerini bile imrendirecek şekilde sorgulanma aşamaları,
"yeter ulan, alt tarafı bir çiçek alacaksın bu ne yau" iç avutmalarımla son buldu.
Daldım çiçekçiye ve aldım çiçeği.
Kır çiçeği aldım.
Pazarlık yapmadım, ama aklımdan geçirdim. Ama yine de yapmadım.
Neyse çıktım çiçekçiden nihayet.
Ve gerçekten çok güzel kokuyordu içerisi.
Kendi kendime dedim ki: "Bir daha çiçek alma ritüelini çiçekçinin içinde yap dışında değil".
Velhasıl yürüyorum caddelerde ve elimde bir demet kır çiçeği.
Yani herkes öyle güzel bakıyordu ki bana.
Elinde bir demek çiçekle yürüyen ve hızla yürüyen
sevdiğine taze çiçek yetiştirmeye çalışan bir adam çok hoşlarına gitti.
Ben o caddelerden defalarca geçtim. Hiç öyle bakıldığımı hatırlamıyorum.
Kendi kendimi hatırladım. Çiçek alan adamlara nasıl baktığımı nasıl hayran olduğumu...
Sanırım çiçek alan bir kadından çok daha etkili bir görüntü bu sokaklar için.
Bu güzel manzaralardan sonra nihayet çiçeğin asıl sahibine ulaştım.
Zaten çiçek asla benim olmamıştı.
Demeti her nasıl tutmaya çalıştıysam bir şekilde emanet durmasını engelleyememiştim.
Ve çiçeklerin asıl sahibinin çiçekleri aldığında
nasıl rengarenk bir insana dönüştüğünü anlatamam.

Hiç bir erkekte olmayacak bir değişim. Bu nasıl bir mutluluktur. Nasıl anlık bir değişimdir. Nasıl bir sarılıştır. Nasıl bir öpüştür.
....
O günden sonra düzenli çiçek alan biri oldum. Bir defa çok prestijli sokaklarda "bak yine o saksılı adam" fısıldaşmaları
ve bilumum hanımlardan kaçamak ve hınzır ve imrenmeli keskin bakışlar. ( Saksılı çiçeğin etkisi çok farklı denenmeli )
Sevdiğimin havalara uçması.
Gerçekten sorgulamak gereksiz.
Bir demet kır çiçeğinin yarattığı "yeni dünya düzeni"nin farkına varanlarmış
o hayran olduğum adamlar.
Gerçi hala pazarlık yapmayı öğrenemedim. Ama yediğim kazıklar aldığım karşılığın yanında çok önemsiz.
Bunu çiçekçi de biliyor ve o yüzden gönül rahatlığıyla kazığını atıyor. Ben de ladesim zaten.
ama çiçek alabilen ve
çiçek almaktan hoşlanan bir adama dönüştüm.
Biraz anlamaya bile başladım çiçeklerden, biraz daha insanım. Çabalarım sürecek...

Teoman K.

10268
defa okundu
 
<< Önceki Yazı Sonraki Yazı >>
 ADnet Reklamları
Siz de reklam verin  
10 Şubat, Cuma 2012