|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
"Washington günlerinde aşk!" diyesim var... Kolera Günlerinde aşk’ı es geçip de, Marquez’in eserinin bana uygunluğunu bilip de, Reddedip de washington’da bile olmadan Bu satırları yazasım var...
Hayırdır dedim kendime bugün Ucu yanmış mektup kokusunu çeker gibi içime. o zamanlar, ‘sinyal sesinden sonra mesajınızı bırakın’ gibi sancılarımız yoktu! Üstelik kapalı telefonların ardından Kapalı kapılar ardında washington bile demiyorduk aslı filmin bu olsa da, başkalaşsa da ben de şiirimsi anlamı burada... kapalı kapılar, kapalı telefonlar ve sessiz adımlar gibi dertlerimiz yoktu!
Ulaşamadığımız zamanlarda iyi niyetimizi korumak gibi saf hallerimiz vardı şimdi şeytan olduk demiyorum ama şeytan bizleri daha çok sevdi modern zamanlarda hissediyorum... kamikazenin ucunda oturasım var tepeden aşağı inerken çığlık atasım var beyin üstüne düşecek yamalı bohçanın dağılır hali gibi!
Sanskritçenin aşk boyutunu merak eder haldeyim Ve kolera günlerindeki aşkı yaşar bünyedeyim itiraz etsem de... Soğuktu hava gün içinde ve ıslanmanın O dayanılmaz ahlaksızlığını düşünmemiştim bile! Oysa aradığınız kişiye ulaşılamıyor dendi robot ses ile ve sinyal uzantısında bırakacağım mesaj gündelik yaşamdan uzakta kalacaktı sustum haliyle... sırılsıklam aşkların günlerinde aşk’ı yazasım geliyor ama içinden çıkılmaz haldeyim Telefonun diğer ucundakini tanımaz biçimde Kimsiniz? Yanıtını korkar bekler haldeyim...
Gün gelir güllerin içinden koşarak kimin geleceğini sorgulamadan yaşar haldeyim... papatya kokularını çekip ciğerimden yanan kalbime organlarımın yer değiştirmesini bebek doğurmadan hisseder haldeyim...
Hep bir haldeyim dikkat ettim de haller içindeki benim içimdeki kadın biçimdeki bir varlık ötesini sarar sessizlikteyim... ve ya haykırışların en büyüğünü yaşayıp da görmemezliğe gelir korkusuzluk kisvesindeyim.
Hepsini yok edip küba’da puro sarmalı şimdi Bacaklarımın terini alnımın terine katıp Göğsümün arasından bunu alıp yakacak bir siyahi bulup beni hissettirmeliyim ona kimbilir... fidel’e selam edip yolumu kendimden geçirip süzgecimin içinde kalan taşları eleyip hitlere’e selam göndermeliyim içimdeki faşist karıncalanmayla kimbilir... beni bunlardan biri bilip beni reddedip beni geçip beni seçip beni süzüp ezip.. gidenlere selam vermeliyim belki kimbilir... içimdeki kadınlara öykünmeyi ne zaman sevmeyeceğimi bilmeliyim belki de kimbilir... hala sonu yok...ve çıkış yok... selam olsun içimdekilere...
|
|
Bu yazı 2954 kez okunmuş
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Harikaydı okumak..
Selam olsun.. sevgilerimle,
pinnart
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Kendinde kainatın her an yenibir oluşumda oluşunu hissedergibi. Yine yeniden keşfetmek. Zaten bu büyük bu güzel ruhun kalemenizden akışıdır bizi sizi okumaya yönlendiren. Kaleminiz hep dik dursun.
|
|
|
|
|
| 1 |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|